|
"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin
karşındakinin anlayabildiği kadardır."
Mevlana
Ayın Yazısı
|
 |
LOTUS
Lotus
ya da diğer adıyla su nilüferi, genellikle çamurlu nehir yatağında ya da durgun
sularda yetişen geniş yapraklı ve kokulu parlak çiçek açan bir Nymphaea bitkisidir.
Yaprakları ve çiçekleri içersinde hava bulunduran
uzun sapları sayesinde suda yüzer.
Büyük çekici çiçekleri birbiri üzerine simetrik şekiller oluşturacak şekilde yatan
taç yapraklarına sahiptir. Kök işlevleri yelpaze
şeklinde yatay olarak suyun altındaki
çamur boyunca uzanan kök saplarıyla sağlanır.
Doğuda Lotus efsanevidir. Lotus her şeyin birbirine bağlı olduğu, aslında hiçbir
şeyin evrenin kalan kısmından ayrı olmadığı düşüncesinin sembolik ifadesidir ve
ayrıca Lotus çiçeğinin güneşi, doğumu
ve aydınlamayı simgeledigine inanılır . |
Bunun sebebi ışık ve
oksijenin olmadığı, bir bitkinin yetişemeyeceği ortam olan bataklığın içinde büyümeye
başlayarak nehrin yüzeyine doğru uzanması. Amacı yaşayabilmesi için gerekli olan
ışığa ve oksijene ulaşmaktır. Suyun yüzeyine vardığında büyümesini durdurur. Hemen
ardından burada üstü dikenli yuvarlak tomurcuklar oluşturmaya başlar. Tomurcuklar
birkaç saat gibi kısa bir sürede, boyu cinslerinde neredeyse bir metreye varan dev
yapraklara dönüşürler. Çünkü ne kadar bol yaprakla nehrin üzerini kaplanırsa o kadar
çok güneş ışığından yararlanılarak fotosentez yapılacaktır.
Lotus bitkisinin ihtiyaç duyduğu bir başka şey de oksijendir. Ne var ki bitkinin
köklerinin bulunduğu çamurlu nehir yatağında oksijen yoktur. İşte bu sebeple lotus,
köklerinden çıkan sapları yukarıya, yapraklarının bulunduğu su yüzeyine doğru uzatır.
Kimi zaman boyu 11 metreye varan bu saplar yapraklara bağlanır ve yaprakla kök arasında
oksijen taşıyan bir kanal görevi görürler.
Lotus suyun üzerindeki ışığa ve oksijene ulaştıktan sonra, dev yapraklarının sularla
dolup batmaması için kenarlarını yukarıya doğru kıvırırlar. Bu Lotus bitkisi zarif
görünümüne karşın, insanları bile üzerinde taşıyabilecek kadar kuvvetli, kocaman
yapraklara sahiptir. Bir diğer önemli özelliği çamurlu ve pis ortamda bulunmasına
rağmen bitkinin yaprakları sürekli temizdir.
Çünkü bitki, üzerine en ufak bir toz zerresi geldiğinde hemen yapraklarını sallar
ve toz taneciklerini belli noktalara doğru iter. Yaprağın üzerine düşen yağmur damlaları
da bu noktalara doğru yönlendirilir ve buradaki tozları süpürmesi sağlanır.
Acaba bir nehrin derinliklerinde yaşama yeni başlayan tomurcuk, ışığa ve oksijene
ihtiyaç duyduğunu, noksanlığı durumunda yaşayamayacağını, ihtiyacı olan şeylerin
suyun üzerinde mevcut olduğunu nereden bilir? Her zaman tertemiz kalmayı kirlenmemeyi
nasıl başarır?
Yaşamaya yeni başlayan bir varlık, ne o suyun bir bitiş noktasının olduğundan, ne
güneşin, ne de oksijenin varlığından haberdardır.
Dolayısıyla evrimcilerin mantığıyla bakarsak, bu bitkilerin çoktan ortam şartlarına
yenik düşmüş, soylarının tükenmiş olması gerekirdi.
Oysa Lotus aydınlanmanın ne
olduğunu bize anlatmak istercesine tüm mükemmellikleriyle bugün de karşımızdadır.
Sizce de efsane olmayı hak etmiyor mu?
Mert GÜLER
Klasik Yoga Eğitmeni
NLP practitioner
|
|
|
|