-DİĞER KONULAR- => Diğer Konular... => Bilgi Dolabı => Konuyu başlatan: zahide - 16 Şubat 2007, 12:22:21

Başlık: Güzelliğin Tarihi
Gönderen: zahide - 16 Şubat 2007, 12:22:21
Güzel bir sözcük vardır ki; en çok duyduğumuz, en çok söylediğimiz, hiçbir zaman kendisini göstermeyen, hep bir şeyin görülmesine yardımcı olan, hep önümüzde duran, sözün başında başlangıca soyunan kapalı sözcük. Bu sözcüğü konuşurken o kadar çok kullanırız ki ne olduğu belirsizken, belirsizliğin dağılmasına neden olur. Belirsizliği çerçeveleyerek kendi belirsizliğinde gösterir. Çoğunlukla gösterilenin sanatsal olmaya doğru kendisini yeniden düzenlenmesi bu sözcüğün belirsizce kullanımıyla olur.

Bu kavram, nasıl? sorusuna genelde verilen biricik ve en iyi cevap olarak görünür. Ancak cevap olarak da ne söyleyeceğini pek bilemez. Yine de bu kavramın ne söylediği anlaşılır gibidir. Bir yapıtın nasıl göründüğüyle ilgili soru, genelde yapıtın güzel olduğu yanıtıyla karşılanır. Ancak bu yanıt sorunun yerini alarak kendisini de yapıta katar. Yapıtın böylece daha da sorunlaşması bu kavramın gözden kaçmasına neden olur. Öyle görünüyor ki bu kavramın bir şeyi diğerinden ayrı tutup onu gösterme becerisi kendisini karanlıkta bırakıyor.

Bu kalem nasıl? diye sorulsa muhtemelen güzel denir. Yani kalem güzeldir. Ya da; ben nasılım? Cevap: güzel, yani güzelimdir. Başa dönersek görüleceği gibi ilk kullanılan sözcük güzel sözcüğüdür. Yani konumuz güzel bir konu. Yani güzel. Güzel!

Bunca güzelin arasında dil tutukluk yapsa da yapmasa da yine de güzel. Öyleyse güzel nedir. Doğanın güzelliklerine dair sınırsız yapıtın yığıldığı tarih bilimi, güzelliğin doğasına dair tarihi bir yapıtla güzeli arıyor. Umberto Eco bu muhteşem kitabında güzele yanıt ararken güzellik olgusunun sonsuza bırakılmış sorusunu olgunlaştırıyor. Öyle ki soru güzelliğin nasıl olduğuyla ilgili güzel bir tarihçe sunuyor. -Ben güzelim, diyenlere kitap soruyor: güzel nedir?