İnsanın düşünme, idrak ve anlama kudreti olan aklı, Mevlana iki yönden mütalaa eder. Mevlana'ya göre akıl, insanın hem çok kıymetli, hem de işine pek yaramayan bir melekesidir. Birinci merhalede akıl, insanı hayvanlardan ayıran, insanı insanlığa ulaştıran, çok değerli, ilahi bir armağandır. İnsan, akıl gücü ile nefsini yenmekte, arzularından kurtularak üstün bir varlık olmaktadır.
İkinci merhalede ise, aklı kaldırıp atmamızı, onun yerine abdallığı benimsememizi istemektedir. Akıldan kurtulmadıkça Hakk'ı, hakikatı bulamayacağımızı haber vermektedir.
'Bize hakikati bulduramayan bu akıldan uzaklaşmak, cahil olmak daha iyidir. Her nere, ne işte nefsani bir fayda görürsen, ondan kaç, zehir iç,
ab-ı hayatı yerlere dök.'
Bir başka beyitte ise şöyle der:
'Sizin iki başınız vardır. Biri dünyaya ait toprak başı, öbürü göğe ait tertemiz, ruhani baş.'
Bize maddi faydalar sağlayan, bizi hayvandan üstün kılan akıl, Mevlana'nın 'Toprak baş' diye tavsif ettiği, şu görünen başımızdaki akıldır. Birinci merhalede Mevlana bu aklı övdü, sonra bu aklı, kifayetsiz buldu, reddetti, gerilerde bıraktı. Bu görünen aklı taşımanın bir delilik olacağını söyleyerek göğe ait olan başımızdaki manevi ve ruhani aklı tavsife başladı. Anlaşılıyor ki, göğe ait olan, tertemiz, ruhani baştaki akıl ile ancak Hakk'ı ve hakikati bulacağız.
Mevlana akıldan kurtulmadıkça Hak yolunu bulamayacağımızı şöyle haber verir:
'Akıl, Hak yoluna düşenlerin ve aşıkların ayak bağıdır. Bu bağı kopar, yol apaçık meydandadır, görünüp duruyor. Akıl, bir bağdan ibaret, gönül, bir aldanıştır. Ten gurura kapılmış böbürlenip duruyor. Can ise perde arkasında gizlenmiş, kendisini göstermiyor. Bu şartlar altında, bu ağır yüklerle nasıl hakikate doğru yol alabilirsin? Yol da görünmüyor, gizlenmiş. Akıldan, candan, gönülden vazgeçer de bunları bırakırsan tam anlayışı ve Hakk'ı idrak yolunu apaçık görmen umulur.'
'MEVLANA HAYATI - ŞAHSİYETİ - FİKİRLERİ' ŞEFİK CAN
Herkese sevgiler ve saygılarımla...
Takdir-i ezel, gayrete aşıktır.