Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Herkese Herşey Yeter  (Okunma sayısı 1154 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

HarikaTurunç

  • Ziyaretçi
Herkese Herşey Yeter
« : 20 Kasım 2007, 00:27:47 »
 

Herkese Herşey Yeter



Kıskançlık, insanlık tarihi kadar eski bir duygudur. Her insanda belirli ölçüde vardır.
Neden insanın insanı kıskandığı ise çok yönlü bir olgudur. Bir şey var ki insan kıskanan bir varlıktır.
Kıskanmak her zaman kötü müdür sorusuna yanıt,hayırdır. Kıskanmanın insanı geliştirdiği, harekete geçirdiği ve kişiyi motive ettiği bir gerçektir.
Kıskanmanın biçimi ve kıskançlığın yoğunludur öneli olan. Kıskançlık eğer kişiyi yakıp kavuruyorsa, kişi kıskançlığına engel olamıyor, onu olumlu yönde kullanamıyorsa kıskançlık kişiyi esir almış demektir. Kıskançlığına esir olan kişi hem kendine hem de çevresine son derece tehlikeli olmaya başlayacaktır.
Kıskançlık olumsuz enerjini kişiyi istenmeyen yönde eyleme sürüklemesidir. Derinde yatan korku ise, kişinin değerinin azalacağı, sahip olduklarını kaybedeceği veya bir başkasının yanında bir değer eksikliği duygusudur. Ego merkezli kişilikte ise, kıskançlık bireyin kendini vazgeçilmez, tek ilan etmesi sonucu yaşadığı bir kıskaçtır. Başkalarının bir şeye sahip olması kişiyi bir değer eksiltmeye durumuna götüreceğinden kişi buna dayanamaz ve aksi yönde hissetmeye ve dolayısıyla bu duygunun etkisiyle olumsuz davranışlar ortaya koymaya başlar.
Kıskançlık olumsuz ve eski sonsuz giden bir sarmaldır. Verimsiz, değersiz, kişinin üretkenliğini elinden alan, değerini yok eden, kişiyi çorak bırakan, kendi değerini ve yeteneklerini azaltan bir durumdur.
İnsan kıskançlığını olumlu kullanmaya başladığında ve kıskançlık yerine başkalarını model almayı, onlara imrenmeyi ve bu doğrultuda davranmayı öğrendiğinde tüm yaratıcı güçler ortaya çıkacak ve kişiyi daha verimli ve üretken bir duruma götürecektir.
Kıskançlık duygusunun önemli felsefesi ise ortada bir pastanın olması ve kişinin açgözlülükle bu pastanın en büyük dilimine ve hatta gerekirse tamamına sahip olma zihniyetidir – ki, bu anlayış korku kültürün, dolayısıyla yokluk zihniyetinin bir ürünüdür.
Oysa evren üretken, verimli, ve kendini sürekli koşulsuz yenileyen bir sistemdir. İnsanlar bolluk zihniyeti ile düşünmeye ve yaşamlarını bunun üzerine kurmaya başladıklarında şu sonuca varacaklardır. ‘’ herkese her şey yeter’’ Herkese her şey yeterse o hale niçin insanlar kıskançlığının esiri olmakta. Bunun yanıtın ise paradigma değişimi yani mentalite değişimidir.
Başkaları yerine kendinizle yarıştığınızda, kıskanmak yerine siz üretmeye ve yapmak istediklerinize odaklandıkça, kafanızda daha iyiyi, mükemmeli aradıkça,evrensel ilkeleri yaşam prensipleri edindikçe, Sorunun değil, çözümün parçası olmaya çalıştıkça, merak edip yaşamı inceleme aldıkça, öğrenme temelli insan oldukça, zaman zaman insan olmanın gereği olarak yetersizlik duyguları hissettiğinde ki hissetmek doğal bir duygudur, bu durumda öğrenmeye, bilmeye ve bu bilgileri hayata ve davranışlara aktardığımızda, birde sevgi ve özsaygıyı temel aldıkça kıskanmaya gerek kalmayacak. Yeni bir insan olmanın onuruyla hem yaşadığımız hayat güzelleşecek hem de insanlık daha güzele doğru yelken açacaktır.
Zor ama imkansız değil. İnsan bu evrenin en değerli varlığı değil midir? Gelişmişlerle gelişememişler arasındaki farkta bunlar değil mi zaten.


31 OCAK 2004
Fanatik Basket Gazetesinde Yayınlanmıştır




 
Yazar : Turgay BİÇER

 
Tarih : 03.10.2005 - Okunma : 2202
 
 

Ana Sayfa