Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: DOĞA MI İNSANA MUHTAÇ, İNSAN MI DOĞAYA ?  (Okunma sayısı 6104 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı zahide

  • Kıdemli üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 118
  • Karma: +0/-0
  • Cinsiyet: Bayan
DOĞA MI İNSANA MUHTAÇ, İNSAN MI DOĞAYA ?
« : 22 Ocak 2007, 16:46:49 »
DOĞA MI İNSANA MUHTAÇ, İNSAN MI DOĞAYA ?

İnsanlar olmadan da doğa yaşamını sürdürür. Hem de daha sağlıklı bir biçimde.

İnsanların üzerinde yaşadıkları doğaya hakim olma hırsları, yaşam trafikleri, tüketim hırsı bilinçsiz bir toplumun oluşumunun mimarları olarak insanlar, yerler, dökerler , saçarlar, ve kirletirler. Doğayı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı bir ömür boyu sürdürürler.
Bunları yaparken de, diğer canlıların yaşam temellerini yok ederler.

Yerine yenilerini koymadan yeşili keserler biçerler ve yok ederler.
Halbuki , ilk zarar gören yine kendileridir. İnsanoğlu bindiği dalı kesmektedir.Kendi elleriyle yarattıkları çevre sorunlarıyla kendileri dahil tüm canlıların doğal hayatını tehlikeye sokarlar.

Kendi hayatiyetlerinin yegâne temeli oksijen deposu, dünyanın , aynı zamanda en büyük su deposu işte doğanın insanlara sunduğu hediyeleri; ormanları yok ederek mesela dünya yağmur ormanlarını kesenler , dünya iklim dengelerini bozanlar da insanların kendisidir.

Tropikal ormanlardaki 1400 çeşit bitki ,kanser için gerekli ilaç hammaddesinin % 70' ini sağlamaktadır. Burada yaşayan canlı türleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Dünyada son yüzyıllarda yaklaşık 30 bin bitki türü yok olmuştur. Afrika 'da yaşayan fillerin sayısı, her yıl hızla düşmektedir.

İnsanoğlunun kullandığı spreyler kloro fluoro karbon (cfc) taşımaktadır.
Üretimi arttırmak için toprağa katılan kimyasal gübreler, haşerelere atılan d.d.t 'ler ; ağır metaller ve bazı radyoaktif maddelerin bünyelerinde, zirai ilaçlar yıllarca (15yıl) birikir , kalır. Bu habitatın bozulmasına sebep olur..

Otu, eti ve fotosentezle karbondioksit özümsenmesini, oksijenin teminini toprağa borçluyuz. Toprak yaşamın temelidir Ama toprağın insanlar tarafından aşırı ve yanlış kullanımı, erozyon, toprağın verim gücünü azaltan, toprağa teknik ve ekolojik baskıyla mücadele etmeyen eğitimsiz , bilinçsiz bir insan yaklaşımıdır.
Oysa ; toplumsal barış topraktan gelecektir. ( TEMA Vakfı - Hayrettin KARACA )

Yiyecek artıklarını, bitki ve hayvan atıklarını, ölü vücutları çürüterek yine kendi bünyesine katan doğadır. İnsan inadına ısrarla plastik, deterjan , petrol atıkları, pet şişeleri atar durur. Doğayı durmadan kirletir. Geri dönüşümü olan kullanım maddelerini değerlendirmede gerekeni yapmaz. Oysa, teknolojik yöntemlerle çöp birikimleri imha edilebilir, metal atıklardan ,alaşım, atık kağıtlardan yeni kağıt ürün yapılabilir. İnsan çabası doğayı daha sağlıklı kılabilir.

Su bir yaşam kaynağıdır. Suları kirleten ne varsa dener ve döker.
Su kaynaklarını korumaz, deniz ürünlerinin çeşitleri her geçen gün azalır.
Zevk için avlanır, doğal dengeyi bozar.

Teknolojiyi bilinçsizce kullanır. Kurşunsuz benzin kullandığı arabası , çevreye zarar veren egzoz gazları, yaktığı kalitesiz kömürle havaya verdiği zehirli baca gazları, c f c 'ler, hayatı boyunca insan oğlunun doğaya verdiği zararlardır.

DOĞA; SINIF, SINIR, SİSTEM TANIMAZ...

Doğa olaylarının acı sonuçlarına, onu koruyanlarda kurban olur. Global olarak ele alınan çözümler ancak olumlu sonuçlar verebilir. Ondaki bir sorunu çözmeye bir insan ömrü yetmeyebilir de ...

Ozon tabakası delinmesi, doğaya insanın olumsuz yaklaşımları sonucudur.

Doğa bilinçsiz insanın baskısı altında! Bir gün isyan edebilir.. Doğal afetler, doğanın sert çıkışlarının fiziksel oluşumlarıdır. Canlar alır, ekonomik zararlar verir, bir medeniyeti toprağa gömecek kadarda tarihe iz bırakacak kadar da güçlüdür.

Doğa olayları, göçlere sebep olmuş tarih yazdırmıştır. Doğa insanları susuz bırakmakla cezalandırır. Onları göçe zorlar.

İnsan , önemli bir organik zarara uğramadan otuz gün yaşayabilir, ama beş gün susuz kalamaz. Doğa, insana suyunu verirken, insanın hayvansal ve topraksal ürünlere olan ihtiyacını da karşılar.

Doğa doğal ürünler verirken, onu kimyasallara boğan insandır ki kendine bir çok hastalığı davet eder. Sağlığı ile oynar.

Doğa insanın tüketim deryasında boğulur. Doğa cömertçe verir, insanoğlu bencilce bitirir.

Doğadaki yaşamsal kaynaklar sınırsız değildir, insan bunun bilincinde midir?
Doğadaki her şey, belli bir zincirin sıra halkaları gibi birbirine bağlıdır.
Doğal kaynaklarımız tükendiği zaman, dünyamızdaki canlılık da son bulur.
Doğa sağlıklı değilse insan da sağlıklı olamaz.

Temiz düzenli olmayan bir çevre insan tarafından daha fazla kirletilir. Kirli hava insanı hasta eder. Astım ve bronşit azar.

Doğada insana zarar veren korku saçan oluşumlar da vardır. Yıldırımlar, orman yangınları, yanardağlar, çürüyen bitki, hayvan atıkları. Doğanın yaşanabilirliği, insan faaliyetlerine bağlıdır.

" Doğanın, korunması için; üstünüze vazife olmayan işlere karışın, ilgi bilgi ile tepki verin " der TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin KARACA

Doğanın korunmasına çare sizsiniz. Birleşin , bilgilenin toprakla ilgili yasaların çıkmasını isteyin.
Toprak da zaten yasasını arıyor ! Ona yardım edin.

Türkiye topraklarını meşeleyin. Meşeleyin ki doğanız yeşil kalsın.
Havanız temiz, suyunuz bol ve temiz aksın.

MELEK SEVİL İRENGÜ        2001
Her  Şeyin Mevsimi, Her Amacın Bir Zamanı Vardır.Doğma Zamanı, Ekme Zamanı ve Ektiğini Biçme Zamanı. Tanrı Her Şeyi Zamanında Güzel Olacak Şekilde Yarattı.