Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: İshak Alaton'dan  (Okunma sayısı 1269 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kurt e. inhan

  • Kıdemli üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 1337
  • Karma: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
İshak Alaton'dan
« : 22 Şubat 2009, 19:45:08 »
Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur. Herhalde iş adamı olduğum için.  Ben, ''paranın iki kişiliği vardır'' derim.
Birincisi para bir değiş tokuş aracıdır.  Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.
İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz.  ''Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam çünkü kötü gün paramı bir kenara ayırdım" dersiniz.

Ama para ötesi para-üstü bir konu daha vardır bunu parayla satın alamazsınız.  Bunun adı zevk ve keyiftir.  Zevk almak, keyif duymak ancak kültür ile mümkündür. Resimden zevk almak için sergiler bedava, müzik, kaset ve diskler üç otuz para.  Ayrıca konserler de pahalı değil.  Tiyatrolar hamburger fiyatına... Aşk ve sevgi zaten bedelsiz.  Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?  Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?  Kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.  Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.  Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.  Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin.  Yaşlılar ölüme daha yakın derler.  Ama ölüm nüfus kağıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmek.

Fidanları dikmeye başladım bile.  Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup ceviz verirmiş.

Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım. Bu kez kendi cevizlerimi... ;n

 

İshak Alaton

Kurt E. İnhan