Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Üzücü bir sorgulama neticesinde gelen cevap  (Okunma sayısı 2263 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı elif

  • Üye
  • *
  • İleti: 205
  • Karma: +0/-0
Üzücü bir sorgulama neticesinde gelen cevap
« : 13 Mayıs 2007, 17:01:37 »
Geçen akşam kitap okuyordum. Bir yandan da aklımı bir konu kurcalayıp duruyordu. Diyelim ki iki insan tanıyorsunuz. İkisi de ruhsal gelişimleri için çalışma yapan kişiler. Birisiyle konuşurken onun nasıl Pırıl pırıl, sevgi dolu olduğunu, sıcaklığını, samimiyetini hissediyorsunuz. Sanki içinize ılık ılık sevgi akıyor, onun oluşu öyle ama. Diğeri ise aynı şekilde çalışmasına rağmen sanki kişisel gelişmesinde yavaş ilerleyen biri gibi, sevgiyi tam olarak hissedemiyorsunuz sanki. Bunları düşününce kendimi düşündüm, kendi eksikliklerim için yaptıklarım fayda gösterecek mi acaba diye sorgulamaya başladım. Faydası olduğunu hissediyorum ama yeterli olacak mıydı? Okuduğum kitapta da insanların yetişirken özellikle çocuklukta sevgiyi tam olarak alması durumunda sevebilme kapasitesine sahip biri olacağını bahsediyordu. Bir an sanki oluştan, yani çocukluktan itibaren sevgiyle yetişemeyen kimseler ya da o sevgi olup ta çeşitli sebeplerle gösterilmeyenler acaba ruhsal gelişmelerinde ne kadar başarılı olabilirler, yoksa ömürleri buna yetmeyecek mi diye düşünmeye başladım. Ya da neden bazı insanlar başkalarının yaşadığı güzel deneyimlere katlanamıyor, kendilerinin sahip olmadıklarına başkalarının sahip olmasını istemez gibi farklı farklı şeyler geldi aklıma. Gelişimleri için çalışma yapmayan insanları da düşündüm, ya onlar neden böyleydi?
Neden neden derken bir yandan da kitabı okuyorum, keşke kitabın içinde bir cevap bulsam diye düşünüyorum. (Genelde başıma gelir:) 3-5 sayfa sonra bir de baktım ki konunun tam yerine gelmişim, başkalarını ve kendimi ilgilendiren tüm sorulara aradığım cevabı bulmuşum.
Size de kısaca aktarmak istedim:

AZ SEÇİLEN YOL - DR. M. SCOTT PECK
1.TEMBELLİK
Ruhsal tekamül konusunu işleyen bu kitap, kaçınılmaz olarak madalyonun öbür yüzüne de değinmek zorundadır; ruhsal tekamülü engelleyen unsurlara... Nihai olarak bunlar tek bir engele kadar indirgenebilir: Tembellik... Eğer tembelliği yenebilirsek, diğer bütün engelleri de aşabiliriz. Çekilmesi gerekli olan acılardan kaçınmaya ya da en kolay yolu seçmeye kalkışmanın tembellik olduğunu belirtmiştik. Sevgisizlik ise, insanın benliğini genişletmeye karşı duyduğu isteksizliktir. Tembellik sevginin zıttıdır.
İyi ve kötünün içimizdeki tartışmasını yapmamak -ya da hakkını vererek yapmamak- kötü eylemlerin nedenidir. Yapacağı bir eylemin akıllıca olup olmayacağını kafasında tartarken, insanoğlu genellikle Tanrı'nın bakış açısını almayı ihmal eder. Herkesin içinde yaradılıştan bulunan doğruyu tanıma bilgisine kulaklarını kapatır. Bu yanılma başımıza gelir, çünkü hepimiz tembeliz. Böyle içsel tartışmalar yapmak emek ve çaba ister. Zaman ve enerji ister. Ve eğer bu tartışmayı ciddiye alırsak, kendimizi daha zor olan yolu seçmeye itiliyor buluruz, yani az değil çok çaba isteyen yolu...Bu tartışmayı açmak, kendimizi acı çekmeye ve mücadeleye de açmak demektir.
Hepimiz derece derece tembeliz. Ne kadar enerjik, hırslı ve hatta bilge olursak olalım, içimize gerçekten bakarsak bir köşede gizlenmiş yatan tembelliğimizle karşılaşırız. Tembellik iş yerinde sarf edilen zaman ya da başkalarına olan sorumluluklarımızı yerine getirmekle ilgili olandan daha başka biçimlerde de tezahür edebilir. Tembelliğin çok görülen bir biçimi korkudur. Tüm korkular tembellikten kaynaklanmasa da çoğu kesinlikle öyledir. Korkularımızın çoğu, statükoyu değiştirmeye karşı duyduğumuz korkudur; olduğumuz yerden ileri atılırsak elimizdekileri de yitirmekten korkarız. İnsanlar yeni bilgileri tehdit edici bulurlar, çünkü bunları kabul ederlerse kendilerini bu bilgilere uydurabilmek için büyük çaba göstermeleri gerekecektir. Onlar da içgüdüsel olarak bu çabayı göstermekten kaçınmak isterler. Bu direnç korkudan kaynaklanır, korkunun kökeni de tembelliktir. Aslında bu korku, sarf etmeleri gereken çabaya karşı duyulan korkudur.
Tembelliği gerçek yüzüyle tanımak ve kendinde bulunduğunu kabul etmek onu azaltmanın başlangıcıdır. Ruhsal tekamülün  göreceli olarak daha ileri aşamalarına erişmiş olanlar, kendi tembelliklerinin en çok farkında olanlardır.
Her birimizin bir sağlıklı bir de hasta benliği vardır. Ne kadar nevrotik, psikotik, korku içinde ve kaskatı görünürsek görünelim, içimizde çok küçük te olsa tekamül etmemizi isteyen bir parça vardır. Ne kadar sağlıklı durursak duralım, içimizde kendimizi zorlamamızı istemeyen, alışılmışa yapışan, çaba göstermekten korkan, rahatlık isteyip acı çekmekten korkan bir parça da vardır. Bazılarımızda sağlıklı benlik çok küçüktür, tembellik ve korkuların hakimiyetine girmişizdir. Bazılarımız ise süratle tekamül etmekte olabilirler, yine de sağlıklı benlik hala içimizde yatmakta olan hastalıklı benliğin tembelliğine karşı daima uyanık olmalıdır. Bu açıdan bütün insanlar eşittirler.
2.ANTİ-SEVGİ
İyiliğin mevcudiyetine nefretle karşılık veren, eğer kudretleri yeterse iyiyi yok etmeye çalışan insanlar gerçekten vardır. Bunu bilinçli bir kinle değil, körlemesine, kendi kötülüklerinin farkında olmadan, hatta bunun farkına varmayı reddederek yaparlar. Bu gibiler ışıktan nefret ederler ve ışıktan kaçmak için içgüdüsel olarak her şeyi yaparlar, bu arada ışığı söndürmeyi de denerler. Çünkü, ışık onların kendi kendilerini görmelerine, benliklerinin açığa çıkmasına neden olur. İyilikten nefret ederler, çünkü iyilik onların kötülüklerini ortaya çıkarır. Sevgiden nefret ederler, çünkü sevgi onların tembelliklerini ortaya çıkarır. Böylece kendi benliklerinin farkına vardıkları zaman çekecekleri acıdan kurtulmak için ışığı, iyiliği, sevgiyi yok ederler.
Kötülük, tembelliğin son aşamasıdır. Tembelliğin en uç noktası, doruğa tırmanmış hali kötülüktür. Sıradan tembellik, sevgi konusunda pasif bir başarısızlıktır, sevememedir. Genellikle tembel bazı insanlar, mecbur olmadıkça kendilerini genişletmek için parmaklarını bile kıpırdatmazlar. Onların varlıkları sevgisizliğin bir tezahürüdür, ama bunlar kötü değillerdir. Halbuki gerçek kötüler kendilerini genişletmekten pasif değil aktif bir şekilde kaçarlar. Tembelliklerini koruyabilmek için, başkalarını besleyecek bu uğurda onları fiilen yok ederler. Kendi hastalıklı benliklerinin bütünlüğü çevrede bulunanların ruhsal sağlığı tarafından tehdit ediliyorsa, her türlü yolu kullanarak bu insanların ruhsal sağlığını yok etmeye çalışırlar. Kötülük, kişinin ruhsal tekamül amacıyla benliğini genişletmekten kaçınmak için politik gücü kullanması - ki bu kişinin kendi iradesini başkalarına açıkça ya da zorlayarak kabul ettirmesidir - olarak tanımlanabilir. Sıradan tembellik sevgisizlik, kötülük ise anti-sevgi'dir.
İyilik ve kötülük çekişen kuvvetler olduğundan, iyilik ve kötülüğün sürekli savaş içinde bulunması kaçınılmazdır. İyiliğin kötülükten nefret etmesi kadar, kötülüğün iyilikten nefret etmesi doğaldır. Sevindirici olarak insani kötülük, toplumsal bir güç olarak fazla etkili değildir. Her mahvettiği ruha karşılık başkalarının kurtulmasına neden olan bir işaret, bir deniz feneri gibidir. Çoğumuz, kötülük karşısında içgüdüsel bir dehşet duyduğumuz için, kişiliğimiz onun varlığına karşı bilenerek savunmaya geçer. Onun bilincine varmamız, varlığını hissetmemiz, kendimizi arındırmak için bir işaret yerine geçer. Kötülüğe karşı olan savaşa kişisel olarak katılmamız da tekamül etmemizi sağlayan yollardan biridir.

Hepimiz için tembellikten kaçındığımız, kötülüklerin bize yaklaşamadığı ışık ve sevgi dolu günler dileğiyle....

Çevrimdışı zahide

  • Kıdemli üye
  • Üye
  • *
  • İleti: 118
  • Karma: +0/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Yazmaya Devam:)
« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2007, 13:31:53 »
Merhaba Elif

Okuduklarını bizimle paylaştığın için öncelikle teşekkürederim. Yazıların gerçekten ağır konular, bilgiye hazır olan ögrenci ne anlatmak istediğini anlar, yazdıklarından faydalanır. Sevgi için  yazdıkların da cok güzeldi. Başarılarının devamını dilerim.

Yolun İşıkla aydınlansın....
Her  Şeyin Mevsimi, Her Amacın Bir Zamanı Vardır.Doğma Zamanı, Ekme Zamanı ve Ektiğini Biçme Zamanı. Tanrı Her Şeyi Zamanında Güzel Olacak Şekilde Yarattı.