Yogayı yaşam tarzı olarak seçtiğimizde yapılması
gereken egzersizler, davranışlar, hayata bakış açısı, düşünce ve oluşumları kapsayan
bir bütündür. Bu yaşam tarzında devamlılık, denge, istikrar, metanet, teslimiyet,
güven, tevekkül ve içten gelen sesin bu çalışmalarda ölçü olarak kullanılması önemlidir.
Yoga her türlü derdimizde, sıkıntımızda, hastalığımızda
ve sağlığımızda bize yardımcı olan bir öğreti, çalıştıkça bize mutluluk, sevinç,
huzur veren, yaşadığımız bütün sıkıntıları diğer insanlara göre daha rahat atlatmamızı
sağlayan, tamamen pozitif hayata hazırlayan en güzel çalışmadır.
Her çalışmada olduğu gibi doğru öğretilmediği takdirde
getireceği olumsuz yan etkileri de vardır. Bu konudaki ilk deneyimim Hindistan seyahatimde
Sivananda Ashram'ında eğitime başlamadan önce bizleri Yoga Hocası Asistanlarıyla
çalıştırmaya başlatmalarıdır. İlk hafta yapılan çalışmalarda bu asistanlar bizi
Sarvangasana (Mum duruşu) pozunda uzun tuttular. Bizleri daha evvel yoga yapmış
kişiler olarak bildikleri için cesur davranıyorlardı. Bu nedenle boyun bölgemde
bir zorlanma oldu ve arkasından ağrı, şişme ve kemik fırlaması oldu. Ahsram'daki
Doktor 10 günlük bir iğne tedavisi uyguladı. Bizi önemli ve ciddi bir asana uygulamasında
gereksiz yere uzun bir zaman aynı pozisyonda tutması asistanın bilgi ve deneyim
yetersizliğini gösteriyordu ve bundan da ders almak gerekiyordu.
Yoga'nın Asana denilen fiziksel pozisyonlarında içerdiği
sübtil mana ve uyum insanın 7 temel enerji merkezlerinde belirli bir titreşim sağlar.
Her asananın gerçekleştirdiği titreşimler zihin konsantrasyonunu güçlendirir. Büyük
Yogi Patanjalinin "evrensel sonsuzluk ile birleşilmesiyle Asana mükemmel yapılmış
olur ve bütün fiziksel eforlar biter" cümlesi bu çalışmaların önemini belirtmektedir.
Asanalar vücudu fiziksel olarak sağlığa kavuştururken, aynı zamanda şifa verir ve
spiritüel hayata hazırlar. Bu çalışmalar evrene içsel bir açılıştır.
Asanaların gerçek amacını yaptığımız çalışmalarla
anlarız. Her "Asana" herkese ve her yaşa uygun olmayabilir. Bu nedenle Yoga hocasının
deneyimli
olması çok önemlidir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi baş üzerinde duruş
ciddi sinir sıkışmalarına sebebiyet verebilir. Birkaç dakika, en çok 5 dakika bile
çok faydalı ve yeterlidir. Eğer talebe genç ise bu pozu uzun bir zaman içinde boyun
adalelerini geliştirerek tatbik ediyorsa emniyetlidir. Yok eğer kişi 30 yaşın üstünde
ise yani hücrelerindeki doku sıvısı azalmaya başlamışsa bu asana risklidir. Problem
hemen anlaşılmaz. Zaman içinde doku ezilerek boyunda sinir sıkışmalarına sebebiyet
verebilir ve dolayısla başka omurlarda ve baş bölgesini etkiliyecek sıkıntılar meydana
gelebilir.
Yanlış çalışmalardan bir diğeri de asanaların kalıplar
halinde her talebeye öğretilmesidir. Her talebenin anatomik, genetik ve biyolojik
yapısı farklıdır. Her Asana herkes için aynı esnekliği sağlamaz. Onun için talebeye,
bilhassa başlangıç devrelerinde vücudunun en çok ihtiyaç hissettiği veya daha çok
yapmaktan keyif aldığı ve tercih sırasında vücudun isteğine göre düzenliyerek, bazı
asanalarda kısa, bazılarında da daha uzun kalması doğrudur. Ayrıca göz ve kulak
hastalıklarında, kalp ve yüksek tansiyon da başın aşağıya doğru fazla tutulmamasına
dikkat etmek yararlıdır. Bel, diz ve diğer eklemlerde ve adalelerde aşırıya kaçmadan
zaman içinde esneklik elde etmek daha doğrudur. Zaten acele etmek yoganın yaşam
felsefesine aykıdır. Aşırı ve sık yoga çalışmaları ve yanlış zamanlama içinde yemek
yemek, bilhassa tok karnına yoga yapmak ve yoga yaparken sık sık su içmek "Reflu"
denilen hastalığı meydana getirir. Bütün saydığım bu faktörlere yoganın olumsuz
yan etkileri diyorum. Sistemde olumsuz etken olduğu zaman dahi kişinin karmasındaki
hesaplarından bazıları ödeneceği için bir öğreti ve farkındalığa pencere açma şansı
getirir. Onun için kişi yeterki adım atsın ve yola çıksın. Yolda yaşayacağı deneyimler
kendisi için bir ışık ve yükselmek için bir umuttur. Yani ilk önce karmaşaya sonrada
sadeliğe girilirken kişinin saf özü olan hiçliğe dönüş başlar ki, en sağlıklı yorum
ve bilince doğru gidilmiş olur. İsim, yol, paket, formül, sistem ne olursa olsun,
kişi hangi merdivenlerden çıkarsa çıksın, eğer zaman içinde kendisinde bir sukunet
ve teslimiyet, sağlık ve huzur duygusu oluşmaya başlıyor ise kişi doğru yoldadır.
Yoga çalışmalarında bilinçli olunduğu takdirde bütün
olumsuz yan etkilerden sakınmak mümkündür. Felsefi ve spiritüel yoga bakış açısında
talebeleri fiziksel zorlamalarla esnekliklerini arttırmak yerine ciddiyet tercihini
talebeye bırakırım. Şayet talebe isteksiz ve hazır değilse, ancak bulunduğu noktadaki
arzuları seviyesinde bir çalışma yapacaktır. Bu nedenle fiziksel zorlamayı gereksiz
buluyorum. Talebe gerçek bir alçakgönüllülükle hazır olduğunda verilen öğretiyi
istekle, dikkatle ve devamlılıkla kısaca ciddiyetle yaparak ilerleyecektir. Hiçbir
şey beklemeden çalışmak, beklenti içinde olmamak öğretinin en önemli ip uçlarından
biridir. Hocanın üzerine fazla gitmesinin gereği yoktur. Çünkü zorlama istenilen
spiritüel gelişmeyi göstermeyecektir. Kişi hazır değilse her şey nafiledir. Bir
hocanın sadece maddi kazanç anlamında ders vermesi, onu yoga egzersizleri hocası
yapar. Gerçek Yoga Hocası değildir. Yoga'nın felsefi anlamı içinde spiritüel anlayış
verilemiyorsa bu mesleki bir spor çalışmasıdır. Yogiler yogayı meslek olarak değil,
kendilerine nasip olmuş bir nimeti paylaşmak için yaparlar.
Hergün yere uzanıp yoga hareketlerini yapmak hem
çok kolay hem de keyif vericidir. Ama nefis terbiyesi dediğimiz kendimize yarar sağladığını düşündüğümüz, fakat başkalarına yani evrene zarar veren davranışlarımızı
kontrol altına almak en zor olanıdır. Çünkü egomuz bizden her zaman bir adım önde
gider ve farkedilip onu tekrar geri çekip arkamıza atmak çok irade, iyi niyet ve
aydınlık yoluna girebilmekle olur.
Yoganın ilk merhalesi bu nefs terbiyesine ulaşmak için Asanalar (yoga egzersizleri),
Pranayamalar (nefes çalışmaları) ahlaki davranış, vicdanın sesini duyabilme, satvik
yemek (doğru beslenme) pozitif evrensel yaşam felsefesi ve meditasyonu araç olarak
kullanarak arınmak ve dolayısı ile aydınlığa ulaşmak için nefsini yani düşünce ve
duygularını tamamen kontrol altına alarak yogada iyi bir seviyeye ulaşmış olur.
Hayat yaşamın gizli sırları ile doludur. Bu sırlar normal bir vatandaş için esrarını
korur ve bilinmeyenleri teşkil eder. Ancak hayatta gerçek anlamda her şey yüce şuur
içinde sevgi kanallarından bize ulaşır. İnsanoğlu ne zamanki hayatın bilinmeyen
sırlarını dışındaki evren yerine, içindeki küçük evren platformunda aramaya başlarsa
neticeye daha çabuk yaklaşır ve yaklaştıkça her şeyin bir bütünlük ve harmoni okyanusunun
içinde bir melodi, kalbin atışı gibi bitmeyen bir enerji akışı halinde olduğunu,
kendisinin de bu ritmin ta kendisi olduğunun farkında olmaya başlayınca yoga hedefine ulaşmış olur. Bu kelimelerin yetmediği ve dünya lisanı ile hareketsizlik ve sukunet
içinde ulaşılabilen bir huzur alanıdır. En yüksek mertebe olan hiçlik mertebesidir
ki bu da her şeydir.
Yoga çalışmalarımızda fiziksel boyuta çok fazla önem
vererek egomuzu daha da sivrilterek, böbürlenerek etrafımızdakileri rakip görüp,
onlarla ego güreşi yaparak geçirdiğimiz zamanlar eğer bizi bu basamaklarda arındırıp
yükseltmiyorsa vakit kaybı büyük olur ve geçen zaman geri gelmez. Bir an evvel hem
içimize ve dışımıza aynı anda bakmayı öğrenmeliyiz. Bu durum eğer karmik birikimimiz
hazır değilse kolay oluşmaz. Bizim ciddi bir gayret gösterip gerçek kimliğimizin
bu fiziksel bedenden çok başka olan ruhsal bedenimizin farkında olup o dokuya dokunabilmemiz
ve en yüksek insani duygu ve farkındalıkla yaşamın insan üstü sırlarına ulaştığımız
takdirde yaşam hedefimize ulaşmış oluruz. Hepimizin yolu açık olsun.
"Hedef yaşamın sırrı,
Anahtar arınmaktır.
Netice; bütünlüğün farkındalığı ve aydınlık içinde hiçliğe ulaşmaktır."
Yogi Baba Adnan Çabuk