Bakırköy ve Bostancı Merkezlerimizde; Klasik Yoga, Grup ve Aletli Özel Pilates Reformer (Hamile, Skolyoz), NLP, Yaşam Koçluğu, Feng Shui Danışmanlığı ve Farkındalık Atölyesi hizmetleri verilmektedir.

Klasik Yoga

Meditasyon / Yoga Eğitmeni / Yoga Kursu / Yoga Dersleri / Yoga Nedir?

Yoga bir kere yakıldığında hiç sönmeyecek bir ateştir.
Ne kadar iyi çalışırsanız aleviniz o kadar parlak olur...


Yoga Nedir?
Yoganın Amacı
Yoganın 8 Basamağı
Yoga Çalışmalarında Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Asanaların Kısaca Faydaları
Yogada Neden Burnumuzdan Nefes Alıp Veririz?
Yogada Gevşemenin Yeri Nedir?
Stres için Yoga
Yoganın 5 Temel Prensibi
Doğru Egzersiz
Doğru Nefes
Doğru Gevşeme
Doğru Beslenme
Meditasyon ve Doğru Düşünme
Yoga Kültürü
Mantra
Kundalini
Denge
Hindistan Anısı
Ünlü Üstadların Yoga Hakkındaki Yorumları




Yoga Nedir?


Yoga kelimesi Sankritçede “birleşmek” ya da “bir araya getirmek” anlamına gelen yug kökünden türemiştir. Filozofik terimler içersinde Yoga, kişinin benliği olan jivatma ile evrensel benliğin, paranatmanın birliğidir. Birlik, “ben” hissinin yok olduğu saf ve kusursuz bilinç haline neden olur. Bu birlikten önceki birlik, beden ve zihin, zihin ve benlik birliğidir. Bu yüzden Yoga; beden, hisler, zihin ve aklı benlikle birleştiren içsel yaşantıdır.

Yoganın Amacı


• Yoganın en önemli amacı, zihni sadelik ve huzura ulaştırmak için yenilemektir. Bu huzur hissi asana (duruşlar) ve pranayama (nefes) uygulamalarından gelir.
• Kaslara ve kemiklere baskı yapan diğer egzersiz türlerinin tersine, Yoga vücudu yavaşça canlandırır.
• Yoga, vücudu yenileyerek zihni modern hayatın hızlı temposundan kaynaklanan olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır.
• Yoga uygulaması, içinizi umut ve iyimserlikle doldurur.
• Yoga, kusursuz sağlık ve manevi mutluluk yolundaki tüm zorlukların üstesinden gelmenizi sağlar.
• Yoga, yeniden doğuştur.

"Kelimeler Yoganın değerini açıklamakta yetersiz kalır. Yoga yaşanmalıdır..."

Başa Dön

Yoganın 8 Basamağı


Milattan önce üçüncü yüzyılda üstat Sage Patanjali Hindistanın en eski Yogileri tarafından onaylanmış tüm Yoga uygulamalarını gözden geçirerek toparladı. Yoga terimini tanımladı, yöntemlerini netleştirdi ve tüm teknikleri sistematik bir düzen içerisinde organize etti. Hint metafizik düşüncesi ve mistik deneyimler içerisinde yapılan ve sayılamayacak kadar çok tecrübenin yaşandığı uzun bir yolculuktan sonra, Yoga en sonunda bilinmez geçmişinden sıyrıldı ve bilimin klasik dallarından biri olarak kabul edildi. Patanjalinin Yoga Sutra’sı bir başyapıttır. Zamanın ve deneyimin sınavını bizlere anlatır. Yoganın derin ve sistematik öğretisini uygulayanlar için en güvenilir ve kullanışlı el kitabı olarak kabul edilir.
Bu sistem Ashtanga Yoga ya da Yoganın sekiz basamaklı yolu olarak bilinir. Ashtanga Yoganın en önemli hedefi içimizdeki ‘Ruh’u keşfetmektir. Ashtanga Yoga’nın sekiz öğretisi aklı ve bedeni düzenli bir şekilde arındırmak amacıyla oluşturulmuştur. Bu, insanların kendi iç dünyalarına bakmalarını sağlar.

Sekiz aşama; Yama, Niyama, Asana, Pranayama, Pratyahara, Dharana, Dhyana ve Samadhi'dir. Bu sekiz aşama kişinin Yoga ile yaptığı yaşam yolculuğudur. Astanga Yoga'da kişinin özgürlüğüne kavuşma hedefine ulaşması için her bir adım iyi anlaşılmalı ve takip edilmelidir.


YAMA - Olumsuzluklardan Arınma
NİYAMA - Olumlulukları Güçlendirme
ASANA - Bedensel Duruş Teknikleri
PRANAYAMA - Solunum ve Enerji Çalışmaları
PRATYAHARA - Duyuların Denetimi
DHARANA - Odaklanma Teknikleri
DHYANA - Meditasyon
SAMADHİ - Evrenle Bütünleşme

Başa Dön

Yoga Çalışmalarında Nelere Dikkat Etmeliyiz?


Yoga’nın amacı rahatlatmak, bedeni ve aklı güçlendirmektir. Onları yormak amacıyla yapılmaz. Hareketleri yavaşça, sakince ve fazla güç harcamadan yapın. Doğal bir ritim yakalamaya çalışın ve her duruşu basit, nazik ve akıcı bir şekilde yapmaya çalışın. Ani hareketler fiziksel dengeyi bozabilir ve baş dönmesi, baygınlık gibi etkiler gösterebilir. Bu yüzden öğrenci bir duruştan diğerine, kolay, dikkatli ve akıcı bir şekilde geçmeyi öğrenmelidir.
Hareketleri yaparken asla bir şeyleri zorlamayın. Ağrıya yol açabilecek hareketler yapmaya kalkışmayın. Aşırı esnemeden uzak durun. Herkesin yapısı ve fiziksel durumu farklı olduğundan, kişilerin kapasiteleri değişkenlik gösterecektir.

Öğrenci, öncelikle kendi gücünün, sınırlarının ve kabiliyetinin farkında olmalıdır. Kişi, kendi bedeninin ne kadar gerilim ve stres kaldıracağını yine en iyi kendisi bilir. Kişiler kendi limitlerini ve kapasitesini aşmamalıdır. Asana çalışmalarında bize sonucu getiren aceleci olmak değil, çalışmalarımızdaki bütünlüktür. Hiçbir duruşu abartarak ya da dikkatsizce çalışmayın. Herhangi bir harekette gerilme ya da acı hissediyorsanız, daha yavaş hareket edin. Kapasiteniz ve kabiliyetinize göre hareketin tekrar sayısını ve tempoyu ayarlayın.

Hareketleri yaparken, ağızdan nefes almanız söylenmedikçe, her zaman burundan nefes alın. Nefes alış şekli, her hareket için tavsiye edilen biçimde olmalıdır. Tabii ki nefes düzenli bir şekilde fiziksel hareketlerle uyum içerisinde alınmalıdır. Aksi söylenmedikçe derin ve yavaş bir şekilde nefes alıp vermeye devam edin. Son pozisyonda hareketsiz bir şekilde durmanızın söylendiği noktada, gözler kapalı olabilir. Bu zihnin kendisine yoğunlaşmasına yardımcı olur. Diğer duruşlarda da özellikle dikkat gereken durumlarda, gözler açık kalabilir.

- Asana duruşları mideniz boşken yapılmalıdır. Mesane ve bağırsaklar da boş olmalıdır. Çalışmaya başlamadan önce yemeğin üzerinden en az üç saat, süt, çay, kahve ya da meyve suyu gibi bir içeceği içmenizin üzerinden en az bir saat geçmesini bekleyin.
- Çalışmalar için uygun bir zaman seçin. Asana duruşlarını yapmanın en uygun zamanı midenin doğal olarak boş olduğu sabah saatleri ya da bağırsaklarımızın boşalmasından hemen sonraki anlardır. Fakat sabah ya da akşam fark etmez, programa düzenli bir şekilde bağlı kalın.
- Mümkün olduğunca Asana duruşlarını sizi hiçbir şeyin rahatsız edemeyeceği sessiz ve tenha bir yerde yapın. Eğer açık bir alansa, soğuktan ve rüzgârdan arındırılmış bir yer olmalı. Kapalı mekânda çalışılıyorsa yeterli bir havalandırmanın olduğundan emin olun.
- Asana hareketlerini katlanmış bir battaniye, bir halı ya da ince bir kilimin(hasırın) üzerinde yapın. Kilim çok ince ya da kalın olmamalıdır.
- Vücudun rahat hareket edebilmesi için ince ve rahat kıyafetler giyin.
- Kuru bir havluyla, ihtiyaç oldukça terinizi silin.
- Hareketler arasında geçiş yaparken birkaç dakika dinlenin.
- Çalışmalar süresince sessiz olun.
- Günlük çalışmalardan sonra shavasan(sırtüstü yatarak) pozisyonunda birkaç dakika dinlenin. Bu dinlenme yorgunluğu atma ve harcanan eforun karşılanması için çok önemlidir.
- Çalışmalardan sonra oda sıcaklığında sıvı alınması uygundur.

Asanalar Yoganın fiziksel hareketleridir. Bu hareketler ruhsal, fiziksel ve zihinsel mutluluğa odaklıdır. Asana egzersizleri bedenin, aklın ve ruhun dinamik gücünde doğal bir denge inşa ederler. Bu denge hayatımızın tümünü zenginleştirir ve daha ileri ruhsal deneyimlerin kapılarını açar. Asana egzersizlerinde başarı kişisel potansiyeli arttırır, iradeyi güçlendirir ve kişisel kontrolü yapmamızı sağlar.

Başa Dön

Asanaların Kısaca Faydaları


Asanalar sadece bir çalışma tekniği değildir. Aksine, fiziksel hareketleri içeren bilimsel doğruları temsil eder. Yoga duruşları vücudun saklı kontrol merkezlerini ortaya çıkarmak için oluşturulmuşlardır. Vücuttaki enerjiyi tüketmek yerine canlandırır ve korurlar. Sonuç olarak bu hareketler zindelik sağlar ve enerji verir. Vücudun ihtiyacı olan çalışmaları herhangi bir gerginlik yaratmadan sağlarlar. Asana duruşlarını yapmak ruhsal yolculuğumuzda önemli bir adımdır. Ruhun üçlü temeline, bedene, akla ve kalbe uyum, huzur getirir.

Kısaca;
1. Enerjinin, gücün, dayanma sınırının ve tahammülün artması.
2. Vücuttaki kıvraklığın ve esnekliğin artması.
3. Hafızayı, zihinsel güçleri, kendine güveni, kararlılığı yükselten esneklik, uyanıklık ve uyum sağlama yeteneğinin artması.
4. Nefes almanın, metabolizmanın, dolaşımın, sindirimin ve iç salgı bezlerinin faaliyetlerinin artması.
5. Ağrıları, sızıları ve çeşitli hastalıkları da içeren fiziksel bazı engelleri kaldırmaya yardımcı olacak kasların, iç organların, bağların ve tendonların uyarılması.
Sizin için seçtiğimiz asanalar için tıklayınız...

Başa Dön

Yogada Neden Burnumuzdan Nefes Alıp Veririz?


Doğru soluma, burundan nefes alıp ağzınızı kapalı tutmak demektir. Bu sayede akciğerleriniz tümüyle çalışır ve doğru nefes alıp vermeniz sağlanır. Nefesinizi verirken karın büzüşür ve kalbinize masaj yapacak şekilde diyafram yukarı doğru çıkar, nefes alırken de karın genişler ve diyafram iç organlarınıza masaj yapacak şekilde aşağı iner.
Yoga bakış açısına göre, burundan nefes almanın en önemli sebebi prana(nefes-hayat enerjisi)’dır. Nasıl ki, havadaki kokuları alabilmek için burundan nefes alıyorsanız, aynı şekilde vücudunuza giren prana miktarını da arttırmak için burundan solumalısınız, bu sayede burnunuzun arka tarafından bulunan koklama merkezine daha çok prana gidecek ve oradan da sinir sisteminiz ve beyninize ulaşacaktır.

Yoga nefes egzersizleri, size birbirine bağlı olan pranayı(nefesi) ve bu şekilde beyninizi nasıl kontrol edeceğinizi öğretir. Sinirlendiğinizde ya da kızdığınızda nefes almanız kısa, hızlı ve düzensizdir, tam tersine rahatladığınızda ya da derin düşüncelere daldığınızda nefesiniz yavaşlar. Bunu kolaylıkla kendi üzerinizde deneyebilirsiniz. Bir an için odadaki en düşük sesi duymaya çalışın. Göreceksiniz ki konsantre olurken elinizde olmadan nefes almanız yavaşlayacak hatta bir süreliğine duracaktır.
Beyniniz nefes alış şeklinizden etkilendiği için, aynı şekilde nefesinizi kontrol ederek beyninizi kontrol edebilirsiniz. Nefesinizi kontrol ederek sadece daha fazla oksijen ve pranayı içinize çekmekle kalmaz, aynı zamanda kendinizi konsantrasyon ve meditasyon çalışmalarına hazırlarsınız.

Başa Dön

Yogada Gevşemenin Yeri Nedir?


Yogada gevşeme, alışılagelmiş uykudan daha etkili ve verimli, fiziksel ve zihinsel bir yenilenme tekniğidir. Bu tekniği günlük hayatlarına uygulayan kişiler kısa sürede uyku alışkanlıklarında büyük değişimler yaşarlar. Düzenli ve sistematik yapılan bir gevşeme seansı saatlerce süren rahat bir uykuya eşdeğerdir. Bu, geçmişte yaşamış ya da günümüzde yaşayan, hayatlarında büyük işler başarmış büyük Yogilerin insanüstü çalışmalarının ve enerjilerinin en önemli sırlarından biridir.

Başa Dön

Stres İçin Yoga


Yogasal bilime göre diyafram kalp sağlığının merkezidir ve ruhun penceresidir. Buna rağmen, stresli durumlarda nefes alıp nefes verdiğinizde diyafram, şeklini değiştiremeyecek kadar gergindir. Yoga uygulamaları diyaframda esnekliği artırarak, gerildiğinde düşünsel, duygusal ve fiziksel stresin üstesinden gelmesi için bu problemle ilgilenir.
Asana ve pranayama uygulamaları bedeni, nefesi, zihni ve aklı bütünleştirmeye yardımcı olur. Asana uygulaması boyunca yavaş ve çaba gerektirmeyen nefes, vücut hücrelerine huzur getirir, yüz kaslarını rahatlatır ve göz, kulak, burun, dil ve deri gibi algılama organlarındaki gerilimi uzaklaştırır. Bu gerçekleştiğinde, hareket organlarıyla sürekli iletişim halinde bulunan beyin "shunya" yani geçersiz hale gelir ve tüm düşünceler durgunlaşır. Böylelikle, bastırılan korkular ve kaygılar beyne nüfuz edemez. Bu beceriyi geliştirdiğinizde günlük eylemlerinizi verimli ve etkili bir biçimde uygularsınız. Değerli biyoenerjinizi boşa harcamazsınız. Gerçek zihin duruluğuna geçersiniz. Zihniniz stresten kurtulur, huzur ve sükûnetle dolar.

Başa Dön

Yoganın 5 Temel Prensibi


Klasik Yoganın uygulanması gereken 5 temel prensibi vardır.
Bunlar; doğru egzersiz, doğru beslenme, doğru nefes, doğru gevşeme, doğru düşünce ve meditasyondur.
Bu 5 ilke Klasik Yoganın özünü oluşturur.

Başa Dön

Doğru Egzersiz


Fiziksel bedenimiz hareket etme ve egzersiz yapma üzerine programlanmıştır.
Eğer yaşam tarzımız, kas ve eklemlerimizin doğal hareketlerini yapmalarına imkan vermiyorsa, zamanla hastalıklar ve büyük rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Doğru egzersizler; kişinin beden, zihin ve ruhsal hayatına fayda sağlar, dolayısıyla da keyiflidir.

Kasları, mekanik hareket ve egzersizlerle geliştirmek için tasarlanmış birçok modern kültür fizik sistemleri mevcuttur.
Yoga, bedeni, ruhun mükemmelliğe giden yolculuğunda bir araç olarak görür. Yogik fiziksel egzersizler, sadece vücudu geliştirmek üzere tasarlanmamışlardır, aynı zamanda zihinsel becerileri ve ruhsal kapasiteyi de genişletirler.

Yogik fiziksel egzersizler için, Sanskritçe ‘sabit duruş’ anlamına gelen Asana kelimesi kullanılır. Çünkü Asana'da (duruşta) bir müddet durulması gerekir. Ancak bu çok kapsamlı bir uygulamadır.

İlk olarak amacımız vücut esnekliğinin arttırılmasıdır. Vücut esnek olduğu ölçüde gençtir. Yoga egzersizleri, omurganın sağlık, güç ve esnekliğine odaklanır. Omurga, bedenin çok önemli olan sinir sistemine ev sahipliği yapar. Egzersizle omurganın esnek ve kuvvetli olması sağlanarak, dolaşım artar ve sinirlerin besin ve oksijene erişmesine imkan verilir.

Asanalar ayrıca iç organlar ve salgı sistemi (bezler ve hormonlar) üzerinde de etkilidirler.

Başa Dön

Doğru Nefes


Yoga bize ciğerlerimizi nasıl maksimum kapasitede kullanacağımızı ve nefesimizi nasıl kontrol edeceğimizi öğretir. Doğru nefes; derin, yavaş ve ritmik olmalıdır. Bu yaşamsal gücü ve zihinsel berraklığı arttırır.

Pek çok insan nefes alıp verirken ciğer kapasitelerinin bir bölümünü kullanırlar. Sığ bir şekilde, göğüs kafesini hemen hemen hiç genişletmeden… Omuzlar kamburlaşır, sırtın üst kısmında ve boyunda ağrılı bir gerginlik oluşur ve oksijen yetersizliği çekilir.

Üç tür nefes vardır:
1.Omuz nefesi; en sığ ve en kötü olası tiptir. Omuzlar ve köprücük kemiği yükseltilir ve nefes alırken karın kasılır. Maksimum çaba harcanmış olur ancak minimum miktarda hava solunulur.
2.Göğüs nefesi; göğüs kafesi genişletilerek alınan nefestir ancak eksik kalan ikinci nefes türüdür.
3.Derin karın nefesi; ciğerlerin en derin ve en geniş bölümüne kadar hava taşımasından dolayı en iyi nefes türüdür. Soluma yavaş ve derindir ve diyafram doğru bir şekilde kullanılır.

Aslında bu türlerin hiçbiri tam değildir. Tam bir yogik soluma üçünün sentezidir; derin bir solumayla başlayan nefes alımı kaburgaların arasından omuzlara kadar devam eder.

Karın Nefesini Öğrenmek
Doğru diyafram nefesini hissedebilmek için gevşek kıyafetler giyinin ve sırtüstü uzanın. Elinizi üst karnınıza, diyaframın bulunduğu noktaya yerleştirin. Nefes alın ve yavaşca verin. Karın nefes alırken dışarı doğru genişlemeli ve verirken küçülmeli. Bu salınımı hissetmeye çalışın.

Tam Yogik Nefesi Öğrenmek
Karından nefes alıp vermede ustalaştıktan sonra tam yogik nefesi öğrenmek için hazır olacaksınız. Yavaşca nefes alın, önce karın şişsin, sonra göğüs kafesi. Verirken de önce karın insin sonra göğüs, bir dalga gibi… Bu tam yogik nefestir.

Pranayama
İyi solunum için en önemli şey Pranadır (yaşamsal nefesin suptil enerjisi). Prananın kontrolu zihnin kontrolünü sağlar. Nefes egzersizleri “Pranayamas” olarak adlandırılır, ki bu da Prananın kontrolü anlamına gelir.

Başa Dön

Doğru Gevşeme


Arabaların, uçakların, telefonların, bilgisayarların ve diğer modern stres tetikleyicilerinin keşfinden çok önce, Rishiler (bilgeler) ve eski zaman Yogileri çok güçlü derin gevşeme teknikleri buldular. Aslında günümüzün birçok stres yönetimi ve gevşeme teknikleri bu gelenekten alınmıştır. Yogi, derin olarak tüm kasları gevşeterek gerçek manada sinir sistemini yenileyebilir ve derin bir iç huzura ulaşabilir.

Beden ve zihin, sürekli olarak kapasitesinin üzerinde çalıştığında, doğal işlerini gerçekleştirme verimliliği azalır. Modern sosyal yaşam, yemek, iş ve hatta eğlence olarak adlandırılan pek çok şey, modern insanın gevşemesini zorlaştırır. Birçok insan, gevşemenin ve dinlenmenin, tekrar şarj olmak için doğal bir yol olduğunu dahi unutmuşlardır. Hatta dinlenmeyi denerken bile, gerginlik dolayısıyla fiziksel ve zihinsel enerji harcanır.

Enerjimizin çoğu gereksiz yere, kaslarımızı sürekli olarak işe hazır tutmak için harcanır. Öyle ki bu esnada harcanan enerji, iş yaparken harcanan enerjiden fazladır. Beden ve zihin dengesini düzenlemek ve dengelemek için en iyi yol, bedende üretilen enerjiden tasarruf etmektir. Bu gevşemeyi öğrenerek yapılabilir.
Hatırlanmalıdır ki, bedenimiz gün içerisinde, ertesi gün için gerekli olan maddeleri ve enerjiyi üretir. Ancak kötü ruh hali, kızgınlık, incinme ya da yoğun öfke hallerinden dolayı bu maddeler ve enerji birkaç dakika içinde tükenir. Bu şiddet duygularının patlaması veya bastırılması alışkanlık haline gelir. Sonuç sadece beden için değil zihin için de hasar vericidir.

Tam bir gevşeme sürecinde hiçbir enerji harcanmaz, ancak çok az bir kısmı bedeni normal durumda tutmak için tüketilir, kalanı depolanır ve korunur.
Mükemmel gevşemeyi sağlamak için yogiler tarafından 3 yöntem kullanılır :
‘Fiziksel’ , ‘Zihinsel’ ve ‘Ruhsal’ gevşeme.

Gevşeme, kişi ruhsal gevşeme aşamasına ulaşana kadar tamamlanmış değildir, ki bunu sadece ileri düzeyde ruhsal çalışmalar yapan adaylar bilir.

1.Fiziksel Gevşeme
Biliyoruz ki her olay, düşüncenin bir sonucudur. Düşünceler eyleme dönüşür. Zihin kaslara kasılmaları emrini verebildiği gibi, yorgun kaslara gevşemeleri mesajını da verebilir.
Fiziksel gevşeme önce ayak parmakları ile başlar ve yukarı doğru devam eder. Kendi kendine gevşeme telkini, kaslardan kulaklara, tepeye kadar ulaşır. Sonra yavaşça böbreklere, karaciğere ve diğer iç organlara gönderilir. Bu gevşeme pozisyonu Savasana – Ölü Duruşu olarak bilinir.

2.Zihinsel Gevşeme
Zihinsel gerginliği yaşarken, birkaç dakika yavaş ve ritmik nefes alıp vermek önerilir. Zihin sonunda sakinleşecektir. Bir tür dalgalanma hissi deneyimleyebilirsiniz.

3.Ruhsal Gevşeme
Her ne kadar zihni gevşetmeyi denesek de, tüm gerginlik ve endişeler, ruhsal gevşemeye ulaşmadan ortadan kalkmaz.
Beden ve zihinle özdeşleştiğimiz sürece, endişeler, üzüntüler, korkular ve öfke varlığını sürdürür. Bu duygular gerginlik getirir. Yogiler bilirler ki, bir kişi beden/zihin düşüncesinden geri çekilip kendini ego-farkındalığından ayırmadığı sürece tam anlamıyla gevşeme elde etmenin yolu yoktur.
Yogi kendisini; güçlü, barışçıl, mutlu benliği ile ve saf bilinçle özdeşleştirir. Bilir ki; tüm güç, bilgi, barış kaynağı kendi içindedir, bedende değil. Bu ‘Ben saf bilincim, saf benliğim’ bilincine, gerçek doğamıza uyarak uyumlanırız. Kendini benlikle tanımlama, gevşeme sürecini tamamlar.

Başa Dön

Doğru Beslenme


Fiziksel bedenimizi inşa etme sorumluluğumuzun yanı sıra, yediğimiz gıdalar zihnimizi de etkiler. Azami beden-zihin verimliliği ve tam anlamıyla farkındalık için, Yoga, lakto-vejetaryen bir beslenme programını önerir. Bu Yogik yaşam biçiminin ayrılmaz bir parçasıdır.

Yogik beslenme, vejetaryendir. Saf, doğal ve kolayca sindirilebilen gıdalardan oluşur, sağlığı korur. Basit öğünler, sindirime ve gıdaların özümsenmesine yardım eder. Beslenmeye ilişkin ihtiyaçlar beş kategoride toplanır: protein, karbonhidratlar, mineraller , yağlar ve vitaminler. Bir kişinin beslenme programını dengeleyebilmesi için, belli bir düzeyde beslenme bilimiyle ilgili bilgi sahibi olması gerekir. Doğadan, ilk elden, verimli topraklarda büyümüş (tercihen organik, kimyasallar ve zirai ilaçlardan özgür) gıdalar tüketmek şüphesiz beslenme ihtiyaçlarımızı daha iyi karşılar. İşlenmiş, rafine edilmiş ve fazla pişmiş gıdaların besin değerleri zarar görür.

Doğada besin zinciri olarak bilinen bir döngü vardır. Güneş, gezegenimizdeki tüm hayatın enerji kaynağıdır; bitkileri (gıda zincirinin en tepesi) besler, ki bu bitkiler vejetaryen hayvanlar tarafından yenilir, ki onlar da daha sonra başka hayvanlar (etoburlar) tarafından yenilirler. Besin zincirinin en tepesinde yer alan gıdalar, direkt olarak Güneş tarafından beslenirler ve yaşam kalitesini en çok arttıran özelliklere sahiptirler.

Besleyicilik açısından ‘İkinci el’ olarak adlandırılan hayvan etinin doğada önemi azdır. Tüm doğal gıdalar (meyveler, sebzeler, tohumlar, kabuklu yemişler ve hububatlar) değişen miktarlarda farklı orantılarda zaruri besinlerdir ve protein kaynağı olarak, bedende kolayca sindirilirler. Bununla beraber ikinci el besin kaynaklarını sindirmek daha zordur ve insan metabolizması için daha az değerlidirler.

Pek çok insan yeterli protein alıp almadıkları hususunda endişelenir, ancak diğer unsurları önemsemezler. Proteinin kalitesi, miktarından çok daha önemlidir. Süt ürünleri, bakliyatlar, kabuklu yemişler ve tohumlar vejeteryanlara uygun protein sağlarlar. Halen pek çok Sağlık Birimi tarafından kullanılan yüksek protein ihtiyacı geçerliliğini yitirmiş ve bilimsel olarak laboratuvarlarda çürütülmüştür.

‘Yaşamak için ye, yemek için yaşama’ parolamız olmalıdır. Yemenin amacının, varlığımızı yaşam kaynağı ya da Prana ile doldurmak olduğunu anlamamız gerekir. Dolayısıyla Yoga öğrencileri için en iyi beslenme planı doğal taze besinlerdir.

Ancak gerçek bir yogik diyet bundan çok daha seçicidir. Yogi, gıdanın zihni ve astral bedeni üzerindeki zarif etkisiyle ilgilenir. Dolayısıyla fazla uyarıcı gıdalardan uzak durur, zihni sakin tutan ve zekayı keskin yapan besinleri tercih eder. Ciddi bir şekilde yoga yolunda yürüyen kişi et, balık, yumurta, soğan, sarımsak, kahve, çay (bitki çayları dışındaki), alkol ve ilaçlardan uzak durur ve tüketmez. Beslenme alışkanlığındaki herhangi bir değişiklik azar azar yapılmalıdır. Daha büyük porsiyonlarda sebze, hububat ve kabuklu yemiş yemeye başlayarak yola koyulun ve nihai olarak tüm et ürünlerini beslenme programınızdan çıkarın.
Yogik beslenme, yüksek standartta bir sağlığa kavuşmanıza, zekanızın keskinleşmesine ve zihnin sükunete ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yogik beslenme yaklaşımını anlayabilmek için kişinin 3 Guna (rajas, sattva and tamas) ve doğanın niteliklerine aşina olması gerekir.

Başa Dön

Doğru Düşünce ve Meditasyon


Ne düşünüyorsak O’yuz. Bu en önemli noktadır. Bu sebeple olumlu ve yaratıcı düşünceler, güçlü bir sağlık ve barışçıl, neşeli bir zihne katkı sağlar. Zihin düzenli meditasyon uygulamaları ile mükemmel bir şekilde kontrol edilebilir.
Bir gölün yüzeyi durgunken dibini açık bir şekilde görmek mümkündür. Bu, yüzey dalgalarla altüst olmuşken imkansızdır. Aynı şekilde zihin sessizken, hiçbir düşünce veya arzu yokken ‘Öz’ünüzü görebilirsiniz ve buna Yoga denir.

Zihinsel çalkalanmaları iki şekilde kontrol edebiliriz: İçsel ve dışsal konsantrasyon yoluyla. İçsel olarak ‘Öz’ ya da ‘Ben’ bilincine odaklanırız.
Dışsal olarak ‘Öz’ ya da ‘Ben’ dışındaki herhangi bir şeye odaklanırız.

Örneğin golf oynarken, topu deliğe sokma düşüncesine odaklanmışken, diğer düşünceler yavaşlar ya da susar. Mükemmel bir konsantrasyon sağladığımızda iyi bir oyun oynadığımızı düşünürüz. Deneyimlediğimiz mutluluk, topu deliğe 18 kere soktuğumuz için değil, ama tam 18 defa mükemmel bir konsantrasyon sağladığımız için gelir. İşte bu gibi zamanlarda dünyanın tüm kaygı ve problemleri kaybolur.

Zihinsel olarak odaklanabilme hepimizin içinde var olan bir yetenektir; sıra dışı ya da gizemli bir durum değildir. Meditasyon bir Yogi tarafından öğretilmesi gereken bir şey değildir; zaten düşüncelerinizi kapatabilme yeteneğine sahipsiniz.
Bununla meditasyon arasındaki tek fark (olumlu şekilde), genel olarak zihnimizi dışsal objelere konsantre etmeyi öğrenmiş olmamızdır. Zihin tam anlamıyla konsantre olmuşken zaman sanki yokmuşçasına, farkına bile varmadan geçer. Zihin odaklanmışsa, zaman yoktur! Zaman yoktur, zihnin yarattığı bir şeydir. Zaman, yer, sebep ve tüm dışsal deneyimler zihnin yaratımlarıdır.

Zihin tarafından elde edilen tüm mutluluklar geçici ve akıp gidicidir; doğa tarafından sınırlandırılmıştır.
Sürekli mutluluk ve mutlak barış için, öncelikle zihni sakinleştirmeyi, konsantre olmayı ve zihnin ötesine geçmeyi bilmeliyiz. Zihnin odaklanmasını, içe, ‘Ben’e yönlendirerek mükemmel konsantrasyon deneyimini derinleştirebiliriz. Bu ‘Meditasyon’ durumudur.

Meditasyon Teknikleri
Meditasyon, kör bir insana renklerin açıklanamaması gibi, açıklanamaz bir deneyimdir. Tüm sıradan deneyimler; zaman, yer ve nedenlerle sınırlandırılmıştır. Bizim normal farkındalığımız ve anlayışımız bu sınırların üstesinden gelemez.
Geçmiş, şimdi ve gelecek gibi terimlerle ölçülen sınırlı bir deneyim transandantal(aşkın) olamaz.
Zaman kavramları aldatıcıdır, çünkü süreklilikleri yoktur. ‘Şimdi’; ölçülemez derecede küçük ve tutulamayacak kadar akışkandır. Geçmiş ve gelecek şimdide var olmazlar. İllüzyonda yaşarız.
Meditatif durum tüm bu sınırlamaları aşar. İçinde ne geçmiş ne gelecek vardır, sadece ezeli ve ebedi Şimdi’de ‘Ben’ olma bilinci vardır. Bu sadece zihinsel hareketlilik sakinleştiğinde mümkündür. Buna en yakın deneyimleyebileceğimiz benzer paralel durum derin uykudur -ki derin uykuda da zaman, yer ve de neden yoktur. Ancak meditasyon derin uykudan farklıdır, çünkü ruhta derin değişiklikler yaratır. Meditasyon, düşünce dalgalanmalarını sakinleştirerek, zihinsel sükunet getirir.
Fiziksel seviyede meditasyon, bedenin büyüme ve iyileştirme anabolik sürecini sürdürür ve katabolik ve bozulma sürecini azaltır. Genellikle anabolik süreç 18 yaşına kadar üstün gelir. 18 ila 35 arası ikisi arasında denge vardır ve 35'den sonra katabolik süreç hakim gelir. Meditasyon katabolik bozulmayı azaltır. Bu beden hücrelerinin doğal alıcılıklarından kaynaklanır. Her bir vücut hücremiz içgüdüsel bilinçaltı tarafından yönetilir. Her birinin hem bireysel hem de ortak bilinci vardır. Düşünceler ve arzular bedene girdikleri zaman, hücreler harekete geçerler ve beden her zaman grubun beklentilerine boyun eğer. Bilimsel olarak ispatlanmıştır ki; pozitif düşünceler hücrelere pozitif sonuç getirir. Meditasyon zihne sürdürülebilir pozitif bir durum getirdiğinden vücut hücrelerini gençleştirir ve bozulmayı geciktirir.
Bir kimse meditasyonu öğrenemez, uyumayı öğrenemeyeceği gibi. Kişi her iki durumun da vuku bulmasını sağlar.

Meditasyon aşama ve tekniklerinde hatırlanması gereken bazı mutlak noktalar vardır.

Meditasyon Tavsiyeleri
1.Zaman, yer ve uygulamanın düzenliliği önemlidir. Düzenlilik zihnin aktivitelerini asgari gecikme ile yavaşlatmasını sağlar.
2.En etkili zaman dilimleri şafak vakti ve günbatımı zamanlarıdır, bu zaman dilimlerinde atmosfer özel bir ruhani güçle yüklenmiştir. Eğer bu vakitlerde meditasyon yapmak olanaklı değilse, günlük işlerden uzak kalabileceğiniz, zihnin sakin olmasının olası olduğu bir zaman seçin.
3.Meditasyon için ayrı bir odaya sahip olmaya çalışın. Meditasyon tekrarlandığı müddetçe güçlü vibrasyonlar bu alana yayılacaktır ve böylece barış ve arılık hissedilecektir.
4.Otururken Kuzey ya da Doğuya doğru oturun böylece hayırlı manyetik titreşimlerden faydalanırsınız. Sabit, rahat, bağdaş kurmuş bir şekilde oturun, omurga ve boynunuz dik olsun ama gergin olmasın.
5.Başlamadan önce zihne belli bir zaman dilimi için sakin olmasını söyleyin. Geçmiş, şimdi ve geleceği unutun.
6.Bilinçli bir şekilde nefesi düzenleyin. İlk önce 5 dakikalık karın nefesi ile başlayın ve beyine oksijeni getirin. Daha sonra yavaşlayın ve fark edilmez bir hıza getirin.
7.Ritmik bir şekilde nefes alıp vermeye devam edin. 3 saniyede nefes alın ve 3 saniyede nefes verin. Nefesin düzenlenmesi, aynı zamanda prananın akmasını ve hayati enerjiyi düzenler.
8.Başlangıçta zihnin gezinmesine izin verin. Etrafta oradan oraya atlayacaktır, ancak nihayetinde prananın konsantrasyonu ile beraber konsantre olacaktır.
9.Zihni sessiz olmaya zorlama, bu ek hareketli beyin dalgalarının devreye girmesine sebep olacaktır ki bu durum meditasyonu engeller.
10.Zihnin dinlenebileceği bir odak noktası bulun. Doğal olarak entelektüel olan insanlar için bu kaşlar arasında yer alan üçüncü göz çakrası olabilir. Duygusal insanlar için solar pleksus yada kalp çakrası olabilir. Bu odaksal noktayı hiçbir zaman değiştirmeyin.
11.Nötr veya hareketsiz bir objeye odaklanın ve bu imgeyi konsantrasyonunuzun merkezinde tutun. Eğer bir mantra kullanıyorsanız zihinsel olarak tekrarlayın ve nefesle koordine edin. Eğer kişisel bir mantranız yoksa, Om mantrasını kullanın. Mantrayı hiçbir zaman değiştirmeyin.
12.Tekrarlamak, düşünceleri saflaştırır, ses titreşimleri düşünce titreşimleriyle birleşir.
13.Tekrarla beraber ikilik yok olur ve Samadhi, ya da üst bilinç durumuna ulaşılır. Sabırsız olmayın bu uzun zaman alır.
14.Samadhi durumunda kişi Bilen, Bilgi ve Bilinenin bir olduğu tam mutluluk noktasında bulunur. Bu üst bilinç aşaması tüm kader ve inanç mistiklerinin ulaştığı noktadır.

Eğer her gün yarım saat meditasyon yaparsanız, hayatla barış içinde yaşar ve ruhsal güçle yüzleşirsiniz. Meditasyon en güçlü zihinsel ve sinirsel ilaçtır. Adanmış enerji, meditasyon esnasında özgürce ustasına akacaktır ve zihin, sinirler, duyu organları ve beden üzerinde iyi huylu bir etki gösterecektir. Sezgisel bilgi ve ebedi mutluluk krallıklarının kapısını açacaktır. Zihin sakin ve düzenli bir hale gelecektir.


Başa Dön

Yoga Kültürü


Yoga çalışması esnasında ortaya çıkan fizik ötesi fenomenlere ve uygulamacının daha gizli alanlardaki deneyimine şüpheyle bakılır ve sırf doğu sihri olarak yorumlanır.
Yoga ne hayal mahsulüdür ne de anormal birşeydir. O insandaki tüm yeteneklerin bütünsel gelişimini hedefler.
O, yarının dünyasında herkesin doğal olarak izleyeceği daha tam ve mutlu bir yaşama yönelten, zaman içinde test edilmiş ussal bir yoldur.
Tüm Yoga yöntemlerinin temelinde etik eğitim ve ahlaki mükemmellik vardı.
Yoga merdivenindeki ilk basamak kusurların yok edilmesi ve belli erdemlerin geliştirilmesidir.
Sonraki basamak, bir dizi doğru alışkanlık ve günlük düzenli uygulamalar vasıtasıyla doğanızı displine etme, sağlam ve arı bir yapının oluşturulmasıdır.
Bu iyi kurulmuş ve erdemli ahlaklı yapının bu sağlam temelin üstüne, Yoganın daha sonraki yapısı oturtulur.

Başa Dön

Mantra


Belli bir şekilde tekrarlandığı zaman fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir potansiyeli olan ses yada sesler dizisidir.

Mantra söylemenin üç şekli vardır.
Mantra, sesli olarak söylenir.
Mantra, sadece söyleyenin duyabileceği bir fısıltıyla söylenir.
Mantra, içsel olarak (sessizce zihnen) tekrar edilir.

Söylenen mantranın yaydığı titreşim bir enerjidir ve kişi, bir mantranın tekrarıyla bu titreşimden faydalanıp daha yüksek bir bilince ulaşmayı hedefler.
Yalnız bir çok kaynakta mantranın açıklanması şu şekildedir:
Ritmik bir şekilde söylenen Sanskritçe heceler, kelimeler ya da cümlelerdir.
Ben sadece Sankritçe değil, başka dillerden olabileceği gibi duyulduğu zaman anlamsız gelebilecek bir ses yada sesler dizisi olabileceğini düşünüyorüm. Ancak yüksek titreşimi olan mantraların öğrenciye rehberi tarafından verilmesi ve öğrencinin herhangi bir mantrayı gelişi güzel kullanmaması gerektiğine inanıyorum.

Başa Dön

Kundalini


Artık herşeyde olduğu gibi bu sözcükte moda oldu. Herkes "Kundalini" yapmak istiyor veya Kundalini kelimesini kullanıp, moda olan Yoga konusunu daha da popülerleştirmeye çalışıyor. İnsanoğlu işin hep kolayına kaçıyor ve konunun kabuğunda veya isminde takılıp kalıyor. Bana bazen telefon geliyor, kundalini öğrenmek istediklerini söylüyorlar, konu hakkında ne bildiklerini sorduğumda "iyi olduğunu duydum" diyorlar. Yani, Kundalini ne olduğunu anlamadan öğrenmek istiyorlar. İnsanoğlu yirmibirinci asırda herşeyi çok çabuk ve kolay istiyor, çünkü zamanla yarışa girmiş durumda ve bu yarışı kaybetmekte olduğunu hissedince daha da strese giriyor ve çareler arıyor. İşte bu arayışlar içinde Yogayı keşfediyor.

Kundalini'de Yoga'nın içinde olan bir çalışma ve Yoga'da ulaşılmak istenen asıl ana hedeftir. Bütün Yoga sistemlerinde konuyu bilen Yogiler Yoga'yı sadece Kundalini uyandırmak için Yoga yaparlar. Yoga'nın getirdiği diğer yararlar ise sadece Yoga'nın yan etkileridir. Bütün dünyada yüzde doksan yapılan Yoga çalışmalarında ana hedef için değil, yan etkiler için çalışılır. Çünkü, henüz Yoga kelime olarak keşfedilmiş, fakat anlam olarak anlaşılamamıştır. Onun için genelde Yoga yaptığını sananlar, yani daha çok Yoga'nın sporuna takılmış olanlar, "kendimi çok iyi hissediyorum, rahatlıyorum, stresimle baş edebiliyorum, kolayca grip veya soğuk algınlığı olmuyorum, daha bilinçli ve farkındalıkla yaşıyorum, işlerim yaver gitmeye başladı, vücudum esnekleşiyor, kendimi daha enerjik hissediyorum, daha az kızıyor ve daha çok tolerans gösterebiliyorum, bütün dinleri ve insanları kardeş görüyorum" gibi daha da çok olumlu pozitif düşünceye dayalı oluşum ve neticelere ulaştığını söylüyorlar. Hepsi çok doğru ve güzel ama, henüz Yoga degil. Bütün bu oluşumlar Yoga egzersizlerinin neticeleri ve Yoga'nın yan etkileridir, fakat Yoga gerçek anlamda çok daha yüksek bir nokta da oluşur.

Yoga yapan kişi fiziksel, zihinsel, ruhsal ve bütünüyle yedi bedenini arındırıp bütünlüğünün farkına vararak ve bu bütünlük içindeki yedi beden, asıl öz ana beden olan evrendeki kozmik yaratılış enerjisi ile birbirine akmaya başladığı zaman, tıpkı bir nehrin okyanusla birleşmesi gibi, işte o zaman kişi asıl yaşamın hedefi olan ana merkeze ulaşmış, Yaradanın varlığına şahit olmuş ve bu şehadet içinde kendi özününde bu öz merkezde eridiğinin farkındalığı ile Yoga'nın anlamına ulaşmış olur. Bu da, tam anlamı ile ebedi mutluluk olan Nirvana'ya, gerçek Yogilik ünvanına ulaşmak, yani ermek demektir. Mevlana, Yunus ve Buddha gibi. Bu ana merkeze ulaşabilmek için Yoga sisteminden başka sufilik ve başka dinlerde de mevcut fakat gizli olan ezoterik çalışmalar vardır. İster Yoga, ister sufilik veya başka sistemler olsun, bu muhteşem yüksek mutluluk duygusuna ulaşabilmek için ilk ve en önemli kapının kilidi Yoga'da Kundalinidir.
Kundalini, vücudun kök şakrasından omuriliğin üzerindeki ana şuşumna kanalından şakraları teker teker aktive ederek, yukarıya tepe şakrasına ulaştıktan sonra bir nehir gibi kozmos okyanusuna akışa geçmesi ile aydınlanmanın kapısını açmış olur, bu bir başlangıçtır. Bu anlamda, normal insanoğlu bir sürüngen gibi yaşarken Kundali'nin uyanması, bebeğin emeklemesi, ayağa kalkması ve yürümeye başlaması demektir, ama her an düşebilir. Dimdik yürüyebilmesi için daha çok çalışması gerekir. Ne zamanki yürümeyi öğrendi ve koşmaya başladı, artık hedefini tespit etmiş ve aydınlığa doğru yol almaya başlamıştır. İşte, kişinin mikro özbenliği ile kosmo'nun makro özbenliği bütünleştiğinde Yoga oluşmuştur. Kundalini, başın üstünden yukarıya kozmoya akınca kozmos'ta baştan aşağıya vücuda akmaya başlar. Bu tek vücutluluk oluşumu Yoga'dır, Yogiler için Kundalini enerjisinin uyandırılması en önemlisidir, yan etkiler değil.
Hindistan'da Kundalini mitolojik sembolu ile kendi etrafında üç buçuk defa kıvrılmış, kuyruğunu ağzına almış bir kobra yılanı olarak tasvir edilir. Bu enerji feminen bir tanrıça olarak kabul edilir. Üç buçuk defa kendi etrafında kıvrılması, geçmişi, anı ve geleceği, yarım olan kıvrılma da bütün bu zaman mefhumunun üstüne çıkmak demektir. Bu dişi şakti enerji, alındaki eril Şiva enerjisi ile birleşince bir patlama ve kaynaşma ile yeni bir doğuş başlar.

Kişi dünyasal kimliğinden sıyrılmış ve tamamen arınmıştır. Hayatta iken ölmek ve yeniden doğmak bu anlamdadır. Kundalini enerjisi uyanıp yukarıya doğru yükselmeye başladığında bir volkan patlaması gibi sıcak ve seslidir. Bazen yılan ıslığı gibi, bazen elektrik titreşimleri gibi yüksek bir voltaj halinde yükselir ki kişiyi kuvvetli bir şekilde sarsan bayıltıcı güçtedir. Eğer kişi konunun bilgisine vakıf değilse çok yüksek bir enerji hareketi başlar. Tehlikeli yanı ise kişi güçlü bir fiziğe sahip değilse ve psikolojik olarak hazır değilse, hayatı felakete sürüklenir ve hiç bir doktorun anlamadığı bir durum meydana gelir ve genel de akli dengesini kaybetme, felç veya ölüm ile neticelenebilir.

Bu nedenlerle Kundalini çok ciddi bir enerjidir. Bilen bilmeyen herkesin gurusu olmadan ve izin almadan herkes için yapılacak bir çalışma değildir. Bazen bu enerji kaza sırasında basınç ve şok ile, ciddi bir hastalık veya ameliyattan sonra uyanabilir. Kişi tamamen değişir, şanslı olan kişide sağlıklı uyanırsa kişinin hayata olan ilgisi neyse o konuda süper netice alır. Mesela müziğe ilgisi varsa çok iyi bir müzisyen olur, eğer araba tamircisi ise tamir edemeyeceği bir araba olmaz, yok eğer ilahi yolda bir çalışma yapıyorsa ermişliye doğru yol alır.

Tarihte bir çok şahsiyet ve üstün zekalı ve ceninlerin hepsi Kundalininin doğuştan veya çocukluktan uyanmış olmasıdır. Atatürk, Leonardo Da Vinci, Bach, Bethoven, Mozart, Picasso, Van Gogh, Einstein gibi büyük dahilerın ve sanatçıların çoğu Kundalini enerjileri uyanmış kişilerdir. Atatürk gibi yüz sene ilerisine görebilen kişi Kundalini'den başka bir şey değildir. Nitekim, Atatürk'ün Çanakkale'de ölen yabancı askerler için söylediği sözler, aynı zamanda ne kadar da ulvi bir şahsiyete ulaştığını göstermektedir.

Eğer kundalini şanssız kişide uyanırsa, ana kanal şuşumna kanalı yerine, sağdaki Pingala veya soldaki İda kanalından çıkar veya tıkalı şakra ve tıkalı enerji kanallarına rastlarsa kişide ciddi ağrı ve rahatsızlıklara sebebiyet verir ve tedavisi ilaçla yoktur. Konuyu iyi bilen bir gurudan ancak yardım alabilir, ancak bu da her zaman mümkün olmayabilir. Onun için sevgili Hocam Kundalini Master Dr. Atre ile beş sene Kundalini çalışması yaptıktan sonra bana "Kundalini öğretecek öğrenciyi seçeceksin", demişti ve tabii ki konunun ciddiyeti ve etiği nedeni ile hazır görmediğim talebeye öğretmiyorum. Zaten tam hazır olmayan talebeler kursu yarıda bırakmışladır. Maalesef şimdi ortalıkta kelimenin cazibesine kapılıp Kundalini ismi altında Kundalini ile ilgisi olmayan çalışmalar gayri ciddi şekilde yapılmaktadır. Bu tip kurslara ve workshoplara katılmış olan ve bana gelen birçok kişide enerjilerinin bozulduğu, piskolojik dengesizlik içinde olduklarını görüyorum. İster kendiliğinden bu enerji dengesizliği olsun, ister sonradan yanlış çalışmalar nedeni ile olsun bana gelenlere yardım etmeye ve enerjisini dengelemeye çalışıyorum. Kundalini master Hocamın öğretileri ile etik olarak bu misyonumu yapmaktayım.

Sevgili Hocam bana el verdikten sonra birkaç tembihle artık yılan öldüremezsin çünkü Kundalini temsil ediyor ve kundalini dişi enerji olduğu için bütün kadınlarda tanrıçadır. Her zaman onlara yardım edecek ve koruyacaksın ve kundalini yaşam tarzını benimsemem gerektiğini açıklamıştı. Tabii ki bütün saygım ile doğruları yapmaya çalışıyorum. Yoga'da negatif düşünce olmadığı için, yanlış Yoga çalışmaları yapanlara da yapıcı bir şekilde yardımcı olmak gereklidir. Yoga'da doğru Hoca bulmak çok önemlidir, çünkü yanlış ve eksik öğretiler vakit kaybıdır. Birşeyler yapmak önemli değil, önemli olan, o birşeyleri 'doğru' yapmaktır.
Sağlık, sevgi ve denge içinde kalın...
Yogi Baba Adnan Çabuk

Başa Dön

Denge


Bir sarkaç düşünün.
Merkez noktasından ileri geri nasıl sallandığını gözünüzün önüne getirin. Hayatta en önemli derslerden biri aslında bir sarkacın fiziksel özelliğinde saklıdır. Sarkacı bir yönde ittiğinizde, önce ittiğiniz yönde yol alacak, sonra başlangıç noktasına gelecek ve sonra da ilk hareketinin tersi yönünde tamamlayıcı bir sallanma hareketi yapacaktır. Tüm yaşamımız aslında bir sarkaca benzer özellik taşır.

Düşünceler, sözler ve hareketler sallanma hızını ve karşı kutuba doğru tamamlayıcı hareketi belirler. Fazla çalışırsanız, yorgunluğu tecrübe edersiniz. Eğer bütün gününüzü verimsiz tembel olarak geçirirseniz, akşam kendinizi uykusuz ve tatminsiz hissedersiniz. Yemek yeme zevkine fazla düşkünlük, hazımsızlık ağrılarıyla sonuçlanır.

Aşırı mutluluk, üzüntü ve bunalımın derinlikleri arasında gidip gelen insanlar 'dengesiz' olarak nitelendirilirler.
Hayatın sarkacı onlar için fazla hızlıdır.

Duygusal dengenizin bozulması tüm sisteminizi etkileyecek sonuçlar doğurur. Düşünme ve analiz etme yerine tepki gösterirseniz bu tepkiyle sarkaç tekrardan sallanmaya başlar. Kızmadan önce bir an için durun ve düşünün.

Duygularınızı kontrol etmeyi öğrenin, yoksa onlar sizi kontrol ederler.
Hayat size iniş ve çıkışları, vadileri ve tepeleri sunmaya devam edecektir.
Ustaca yaşamak, tepelerin törpülenmesini, vadilerin de biraz doldurulmasını gerektirir. Eğer büyük mutluluklar ayağınızı yerden kesmezse, büyük acı ve sıkıntılar da sizi sarsmayacaktır.

Denge, Klasik Yoganın en önemli öğretilerindendir.

Mert Güler
NLP Master Practitioner
Klasik Yoga Eğitmeni

Başa Dön

Hindistan Anısı (Yogi Baba Adnan'dan)


Yogayı yaşam tarzı olarak seçtiğimizde yapılması gereken egzersizler, davranışlar, hayata bakış açısı, düşünce ve oluşumları kapsayan bir bütündür. Bu yaşam tarzında devamlılık, denge, istikrar, metanet, teslimiyet, güven, tevekkül ve içten gelen sesin bu çalışmalarda ölçü olarak kullanılması önemlidir.

Yoga her türlü derdimizde, sıkıntımızda, hastalığımızda ve sağlığımızda bize yardımcı olan bir öğreti, çalıştıkça bize mutluluk, sevinç, huzur veren, yaşadığımız bütün sıkıntıları diğer insanlara göre daha rahat atlatmamızı sağlayan, tamamen pozitif hayata hazırlayan en güzel çalışmadır.
Her çalışmada olduğu gibi doğru öğretilmediği takdirde getireceği olumsuz yan etkileri de vardır. Bu konudaki ilk deneyimim Hindistan seyahatimde Sivananda Ashram'ında eğitime başlamadan önce bizleri Yoga Hocası Asistanlarıyla çalıştırmaya başlatmalarıdır. İlk hafta yapılan çalışmalarda bu asistanlar bizi Sarvangasana (Mum duruşu) pozunda uzun tuttular. Bizleri daha evvel yoga yapmış kişiler olarak bildikleri için cesur davranıyorlardı. Bu nedenle boyun bölgemde bir zorlanma oldu ve arkasından ağrı, şişme ve kemik fırlaması oldu. Ahsram'daki Doktor 10 günlük bir iğne tedavisi uyguladı. Bizi önemli ve ciddi bir asana uygulamasında gereksiz yere uzun bir zaman aynı pozisyonda tutması asistanın bilgi ve deneyim yetersizliğini gösteriyordu ve bundan da ders almak gerekiyordu.

Yoga'nın Asana denilen fiziksel pozisyonlarında içerdiği sübtil mana ve uyum insanın 7 temel enerji merkezlerinde belirli bir titreşim sağlar. Her asananın gerçekleştirdiği titreşimler zihin konsantrasyonunu güçlendirir. Büyük Yogi Patanjalinin "evrensel sonsuzluk ile birleşilmesiyle Asana mükemmel yapılmış olur ve bütün fiziksel eforlar biter" cümlesi bu çalışmaların önemini belirtmektedir. Asanalar vücudu fiziksel olarak sağlığa kavuştururken, aynı zamanda şifa verir ve spiritüel hayata hazırlar. Bu çalışmalar evrene içsel bir açılıştır.

Asanaların gerçek amacını yaptığımız çalışmalarla anlarız. Her "Asana" herkese ve her yaşa uygun olmayabilir. Bu nedenle Yoga hocasının deneyimli olması çok önemlidir. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi baş üzerinde duruş ciddi sinir sıkışmalarına sebebiyet verebilir. Birkaç dakika, en çok 5 dakika bile çok faydalı ve yeterlidir. Eğer talebe genç ise bu pozu uzun bir zaman içinde boyun adalelerini geliştirerek tatbik ediyorsa emniyetlidir. Yok eğer kişi 30 yaşın üstünde ise yani hücrelerindeki doku sıvısı azalmaya başlamışsa bu asana risklidir. Problem hemen anlaşılmaz. Zaman içinde doku ezilerek boyunda sinir sıkışmalarına sebebiyet verebilir ve dolayısla başka omurlarda ve baş bölgesini etkiliyecek sıkıntılar meydana gelebilir.
Yanlış çalışmalardan bir diğeri de asanaların kalıplar halinde her talebeye öğretilmesidir. Her talebenin anatomik, genetik ve biyolojik yapısı farklıdır. Her Asana herkes için aynı esnekliği sağlamaz. Onun için talebeye, bilhassa başlangıç devrelerinde vücudunun en çok ihtiyaç hissettiği veya daha çok yapmaktan keyif aldığı ve tercih sırasında vücudun isteğine göre düzenliyerek, bazı asanalarda kısa, bazılarında da daha uzun kalması doğrudur. Ayrıca göz ve kulak hastalıklarında, kalp ve yüksek tansiyon da başın aşağıya doğru fazla tutulmamasına dikkat etmek yararlıdır. Bel, diz ve diğer eklemlerde ve adalelerde aşırıya kaçmadan zaman içinde esneklik elde etmek daha doğrudur. Zaten acele etmek yoganın yaşam felsefesine aykıdır. Aşırı ve sık yoga çalışmaları ve yanlış zamanlama içinde yemek yemek, bilhassa tok karnına yoga yapmak ve yoga yaparken sık sık su içmek "Reflu" denilen hastalığı meydana getirir. Bütün saydığım bu faktörlere yoganın olumsuz yan etkileri diyorum. Sistemde olumsuz etken olduğu zaman dahi kişinin karmasındaki hesaplarından bazıları ödeneceği için bir öğreti ve farkındalığa pencere açma şansı getirir. Onun için kişi yeterki adım atsın ve yola çıksın. Yolda yaşayacağı deneyimler kendisi için bir ışık ve yükselmek için bir umuttur. Yani ilk önce karmaşaya sonrada sadeliğe girilirken kişinin saf özü olan hiçliğe dönüş başlar ki, en sağlıklı yorum ve bilince doğru gidilmiş olur. İsim, yol, paket, formül, sistem ne olursa olsun, kişi hangi merdivenlerden çıkarsa çıksın, eğer zaman içinde kendisinde bir sukunet ve teslimiyet, sağlık ve huzur duygusu oluşmaya başlıyor ise kişi doğru yoldadır.

Yoga çalışmalarında bilinçli olunduğu takdirde bütün olumsuz yan etkilerden sakınmak mümkündür. Felsefi ve spiritüel yoga bakış açısında talebeleri fiziksel zorlamalarla esnekliklerini arttırmak yerine ciddiyet tercihini talebeye bırakırım. Şayet talebe isteksiz ve hazır değilse, ancak bulunduğu noktadaki arzuları seviyesinde bir çalışma yapacaktır. Bu nedenle fiziksel zorlamayı gereksiz buluyorum. Talebe gerçek bir alçakgönüllülükle hazır olduğunda verilen öğretiyi istekle, dikkatle ve devamlılıkla kısaca ciddiyetle yaparak ilerleyecektir. Hiçbir şey beklemeden çalışmak, beklenti içinde olmamak öğretinin en önemli ip uçlarından biridir. Hocanın üzerine fazla gitmesinin gereği yoktur. Çünkü zorlama istenilen spiritüel gelişmeyi göstermeyecektir. Kişi hazır değilse her şey nafiledir. Bir hocanın sadece maddi kazanç anlamında ders vermesi, onu yoga egzersizleri hocası yapar. Gerçek Yoga Hocası değildir. Yoga'nın felsefi anlamı içinde spiritüel anlayış verilemiyorsa bu mesleki bir spor çalışmasıdır. Yogiler yogayı meslek olarak değil, kendilerine nasip olmuş bir nimeti paylaşmak için yaparlar.

Hergün yere uzanıp yoga hareketlerini yapmak hem çok kolay hem de keyif vericidir. Ama nefis terbiyesi dediğimiz kendimize yarar sağladığını düşündüğümüz, fakat başkalarına yani evrene zarar veren davranışlarımızı kontrol altına almak en zor olanıdır. Çünkü egomuz bizden her zaman bir adım önde gider ve farkedilip onu tekrar geri çekip arkamıza atmak çok irade, iyi niyet ve aydınlık yoluna girebilmekle olur.

Yoganın ilk merhalesi bu nefs terbiyesine ulaşmak için Asanalar (yoga egzersizleri), Pranayamalar (nefes çalışmaları) ahlaki davranış, vicdanın sesini duyabilme, satvik yemek (doğru beslenme) pozitif evrensel yaşam felsefesi ve meditasyonu araç olarak kullanarak arınmak ve dolayısı ile aydınlığa ulaşmak için nefsini yani düşünce ve duygularını tamamen kontrol altına alarak yogada iyi bir seviyeye ulaşmış olur.

Hayat yaşamın gizli sırları ile doludur. Bu sırlar normal bir vatandaş için esrarını korur ve bilinmeyenleri teşkil eder. Ancak hayatta gerçek anlamda her şey yüce şuur içinde sevgi kanallarından bize ulaşır. İnsanoğlu ne zamanki hayatın bilinmeyen sırlarını dışındaki evren yerine, içindeki küçük evren platformunda aramaya başlarsa neticeye daha çabuk yaklaşır ve yaklaştıkça her şeyin bir bütünlük ve harmoni okyanusunun içinde bir melodi, kalbin atışı gibi bitmeyen bir enerji akışı halinde olduğunu, kendisinin de bu ritmin ta kendisi olduğunun farkında olmaya başlayınca yoga hedefine ulaşmış olur. Bu kelimelerin yetmediği ve dünya lisanı ile hareketsizlik ve sukunet içinde ulaşılabilen bir huzur alanıdır. En yüksek mertebe olan hiçlik mertebesidir ki bu da her şeydir.
Yoga çalışmalarımızda fiziksel boyuta çok fazla önem vererek egomuzu daha da sivrilterek, böbürlenerek etrafımızdakileri rakip görüp, onlarla ego güreşi yaparak geçirdiğimiz zamanlar eğer bizi bu basamaklarda arındırıp yükseltmiyorsa vakit kaybı büyük olur ve geçen zaman geri gelmez. Bir an evvel hem içimize ve dışımıza aynı anda bakmayı öğrenmeliyiz. Bu durum eğer karmik birikimimiz hazır değilse kolay oluşmaz. Bizim ciddi bir gayret gösterip gerçek kimliğimizin bu fiziksel bedenden çok başka olan ruhsal bedenimizin farkında olup o dokuya dokunabilmemiz ve en yüksek insani duygu ve farkındalıkla yaşamın insan üstü sırlarına ulaştığımız takdirde yaşam hedefimize ulaşmış oluruz. Hepimizin yolu açık olsun.
"Hedef yaşamın sırrı,
Anahtar arınmaktır.
Netice; bütünlüğün farkındalığı ve aydınlık içinde hiçliğe ulaşmaktır."

Yogi Baba Adnan Çabuk

Başa Dön

Ünlü Üstadların Yoga Hakkındaki Yorumları


"Derin, güzel ve kudretli pek çok sanat ve bilim gibi Yoga da modern dünyanın manevi yoksulluğundan çok çekti. Değersizleştirildi, sulandırıldı hatta klişelere indirgendi. Yoganın derin ve ebedi özü zeki insanların kişisel kazançları için yanlış yorumlandı ve paketlendi."
Bhole Prabhu

"Geleneksel Yoga'da her zaman büyük çeşitlilik olmuştur ve bu çeşitlilik üstatların deneyimleri üzerine temellenmiştir. Günümüzde başlangıç düzeyindeki öğretmenler bile kendi ticari Yoga sistemlerini oluşturmak için kendilerini nitelikli görmektedirler."
Georg Feurstein

"Antik zamanlarda Yoga yıllarca bilincin daha yüksek hallerine bir hazırlık olarak uygulandı. Oysa günümüzde bu büyük bilimin gerçek amacı tamamen unutuldu. Eski çağların Rişi ve Bilgelerince insanlığın tekâmülü için oluşturulan Hatha Yoga uygulamaları şimdi çok sınırlı anlamda anlaşılıyor ve uygulanıyor. Sıkça insanların 'Ah, meditasyon yapmıyorum ama sadece fiziksel Yoga, yapıyorum' dediklerini işitiyoruz. Artık bu bakış açısını düzeltmenin zamanı geldi."
Swami Satyananda Saraswati

"İnsanların büyük çoğunluğu Yogayı fizik kültürü olarak görüyor. Çok az kişi Yoga'nın başlı başına bir bütünlük olduğunu ve sistematik olarak beden, nefes, zihin ve ruhla ilişkili olduğu anlıyor."
Swami Rama

"Yoga' kelimesi 'birleşmek/katılmak' anlamına gelen Sanskritçe 'Yuj' teriminden türemiştir. Manevi anlamda Yoga bireysel bilincin evrensel bilinç ile birliğinin Yogi tarafından idrak edilmesi sürecinin adıdır."
Swami Sivananda

Başa Dön


Mail Adresimiz Facebook Adresimiz Blogcu Adresimiz Twitter Hesabımız
2006-2012 © Tüm hakları saklıdır. Bu sitedeki bilgileri yazar ve site adresi kaynak göstererek alıntı yapılabilir.
Mert Güler Klasik Yoga ve Farkındalık Geliştirme Merkezleri
İletişim Tel: + 90 212 572 96 42 (YOGA) | + 90 530 524 36 60 | + 90 216 410 31 47