Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Lehinize görünen ön yargı  (Okunma sayısı 1608 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı elif

  • Üye
  • *
  • İleti: 205
  • Karma: +0/-0
Lehinize görünen ön yargı
« : 04 Mart 2007, 22:17:43 »
Önceden yargılamak anlamına gelen ön yargının temeli katılıktır. Ön yargı; nefret duymak veya belirli insanlara, fikirlere ve davranışlara antipati hissetmek gibi şeylere değil, 'bilinen' ile olmanın daha güvenli ve kolay olduğu duygusuna dayanır. Bu 'bilinen' de, sizin gibi insanlardır.
   Ön yargılarınız lehinize gibi görünürler. Sizi, bilinmeyen ve tehlike potansiyel taşıyan insanlardan, nesnelerden ve fikirlerden uzak tutarlar. Ama aslında, bilinmeyeni araştırmanızı engelleyerek aleyhinize işlerler. Kendiliğinden olmak, ön yargılarınızı yok ederek yeni insan ve fikirlerle tanışabilmeniz demektir. Ön yargılar, bulanık ya da karmaşık alanlardan sakınarak gelişmeyi engellemek için birer güvenlik valfıdır. Anlayamadığımız insanlara güvenmemek, bilinmeyen alanlarda kendinize güvenmemek anlamına gelir.

   Toplumumuzda bilinmeyenden korkma tavrına tipik örnekler:
*Yaşam boyu aynı tür yemekler yemek, aynı tür elbiseler giymek
*Her gün aynı anlayışa sahip gazete ve dergileri okumak ve bu yayınlara ters bir bakış açısını kabullenmemek
*Bir yaşam boyu isimleri değişik ama özde aynı filmleri izlemek
*Sırf atalarınız o yeri seçtiği için aynı mahalle ve şehirden ayrılmamak
*Paylaşmadığınız fikirleri dinlemeyi reddetmek, karşınızdaki insanın bakış açısını 'hiç böyle düşünmemiştim' diye değerlendirmek yerine, hemen onun deli ya da cahil olduğunu söylemek
*İyi yapamadığınız için yeni bir aktiviteyi denemekten korkmak
*Okulda ya da işte kendinizi zorlayarak başarı elde etmeye çalışmak
*Küçültücü isimler takarak kendinize aykırı olarak damgaladığınız insanlardan kaçınmak
*Yeni bir işin bilinmeyenlerine duyduğunuz büyük korku nedeniyle sevmediğiniz ve çalışmak zorunda olmadığınız bir işyerinde kalmak
*Bilinmeyen ve korkulan bir bekar yaşamını düşünerek yürümediği açık olan bir evliliği sürdürmek
*Her yıl aynı dönemde, aynı yerde ve aynı otelde tatil yapmak
*Yaptığınız her şey için kriter olarak zevk yerine performansı koymak
*Her şeyi para ile ölçmek
*Önemli bir kariyer, pahalı markalar ve statü sembollerini elde etmeye çalışmak; bunları ve temsil ettikleri yaşam tarzını sevmeseniz bile
*İlginç bir alternatifi ortaya çıktığında bile planınızdan sapmamak
*Sürekli zamanla meşgul olarak yaşamınızı saatlerin yönetmesine izin vermek
*Hiç denemediğiniz belirli aktiviteleri dışlamak
*Belirli bir arkadaş grubu arkasına saklanıp yeni ve değişik dünyaları temsil eden değişik insanlarla asla birlikte olmamak
*Eşiniz ya da sevgilinizle gittiğiniz bir partide, istemediğinizden değil sırf güvende olduğunuz için onun yanından ayrılmamak
*Garip insanlarla garip konularda konuşmaya başladıktan sonra, ne olacağını kestiremediğinizden geri çekilmek
*Tüm uğraşlarınızda başarılı olamadığınızda kendinizi suçlamak

   Geçmişin büyük kaşif ve mucitlerinin bilinmeyenden korktuğunu farz edin. Tüm dünya insanları hala Tigris-Euphrates Vadisi'nde yaşıyor olurdu. Gelişimin varolduğu alan bilinmeyendir, hem uygarlık ve hem de birey için.
   İkiye ayrılan bir yol düşünün. Bir patika güvenceye, diğeri ise o büyük bilinmeyene götürüyor. Hangisini seçerdiniz?
   Robert Frost, 'Seçilmeyen yol'da bu soruyu yanıtlıyor:

   Ormanın içinde iki yol vardı, ve ben
   Ve ben daha az seçileni tercih ettim
   Tüm değişikliği bu yarattı

                                'HATALI ALANLARINIZ - DR. WAYNE W. DYER'


   IŞIK VE SEVGİYLE KALIN...