Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: NE? NASIL? NEDEN? NİÇİN?  (Okunma sayısı 1586 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı elif

  • Üye
  • *
  • İleti: 205
  • Karma: +0/-0
NE? NASIL? NEDEN? NİÇİN?
« : 14 Mart 2007, 21:30:28 »
BİLİNMEYENİ ARAŞTIRMAK
   Toplumumuzda verilen eğitim merak pahasına dikkati, macera pahasına da güvenliği teşvik eder. Sorgulamaktan kaçın, bildiğin alanlardan dışarı çıkma, bilinmeyeni asla keşfetme. Bu ilk mesajlar, kişisel doyum ve mutluluğumuzu sayısız yoldan engelleyen psikolojik bir barikat olabilir.
   Albert Einstein, yaşamını bilinmeyeni araştırmaya adamış bir adam, Forum'un Ekim 1930 tarihli sayısında çıkan 'İnandıklarım' adlı makalesinde şunları söylemişti:
   'Yaşayabileceğiniz en güzel deneyim gizemdir. Bilinmeyen, tüm sanat ve bilimin gerçek kaynağıdır.'
   Sanırım bilinmeyenin tüm gelişim ve heyecanın gerçek kaynağı olduğunu da söylemek isterdi.
   Ama birçok insan, bilinmeyeni tehlike ile bir tutar. Onlara göre yaşamın amacı kesinliğe ulaşmak ve nereye gidildiğini her zaman bilmektir. Yalnızca çılgınlar yaşamın bilinmeyen alanlarını araştırma riskine girerler ve bunu yaptıklarında da sonuç onlar için şaşırtıcı, acı verici olur, üstelik hazırlıksız yakalanırlar. Ama bilinmeyene nasıl hazır olabilirsiniz ki? Tabii ki olamazsınız! Bu nedenle ondan sakının, böylece tatsız sürprizlerle karşılaşmazsınız. Güvencede olun, risk almayın, sıkıcı olsa bile.
   Sorular daha sorulmadan yanıtları biliyorsanız gelişemezsiniz. Muhtemelen en güzel anılarınız büyük bir doğallıkla enerjik olduğunuz, istediğiniz her şeyi özgürce yaptığınız ve gizemli olanı zevkle kabul ettiğiniz anlara dairdir.
   Yaşamımız boyunca kesinliğe dair toplumsal mesajlar alırız. Çocuk, deney yapmamayı öğrenir ve bilinmeyenden kaçınmaya teşvik edilir. Ama bu güvenlik telkinlerinden kurtulmayı tercih ederseniz yaparsınız. Garantisi olmayan alanlara girdiğinizde, insanlık deneyiminin bütün hazinesi hizmetinizdedir. Dahi olarak adlandırılan ve yaşamları boyu müthiş etkili olan insanları düşünün. Onlar sadece tek bir işi iyi yapabilen insanlar değillerdi, bilinmeyenden de kaçmazlardı.
   Franklin, Beethoven, Da vinci, İsa, Einstein, Galileo, Russell, Shaw, Churchill ve tüm diğerleri birer öncü, yeni ve güvenilmez alanlara dalan maceracılardı. Onlar da sizin gibi insandılar, tek farkları başkalarının düşünmeye bile korktuğu alanları araştırmaya istekli olmalarıydı.
   Büyük insanların başkalarına benzemediği bir gerçektir ve büyüklükleri genellikle incelemelerinin kalitesi ve bilinmeyeni araştırma cüretleriyle ölçülür.
   Bir işi yapmak, araştırmak için sebebiniz olması gerektiğine de inanıyor olabilirsiniz. Bu saçmadır. İstediğini her şeyi sırf istediğiniz için ve başka hiçbir bahane ve sebep olmadan yapabilirsiniz. Kendiliğinden oluşunuza iyi bakın. Kendiliğindenlik, beğendiğiniz her şeyi anında deneme yeteneğine sahip olmaktır. Büyük olasılıkla, sorumsuz ya da tedbirsiz olarak damgalanırsınız, ama bilinmeyeni araştırmaktan böyle büyük bir zevk alırken başkalarının yargılarının ne değeri var ki? Yüksek konumdaki insanların çoğu, kendiliğinden olmayı zor bulur. Körce takipçisi oldukları inanışların farkına varmadan katı bir yaşam sürerler. Katı insanlar asla gelişemezler, yaptıkları şeyleri hep yapmış oldukları gibi yapmaya çalışırlar.

   Yazının devamında gelen 'Toplumumuzdaki bilinmeyenden korkma tavrına tipik örnekler' konusunu 4 Mart'taki yazıda iletmiştim, o yüzden tekrar yinelemiyorum. Takip eden bilgiyi aktarmaya devam edelim.

   BİLİNMEYENDEN KORKMA TAVRINI SÜRDÜRMENİZE NEDEN OLAN PSİKOLOJİK DESTEK SİSTEMİ
   İşte sizi o güzel bilinmeyende dolaşmaktan alıkoyan bazı ödüller:
*Hep aynı kaldığınız sürece asla nereye gittiğiniz düşünmezsiniz. İyi bir planınız varsa, aklınızın sesini dinlemek yerine tıpkı bir robot gibi planınızı uygularsınız.
*Bilinmeyenden uzak durmak, kendine has bir ödül sistemine sahiptir. Değişik olana karşı duyulan korku güçlüdür ve size tanıdık olandan dışarı taşmadığınız sürece bu korkuyu uzak tutarsınız, bu davranışın gelişim ve doyumunuza olan etkisi ne olursa olsun. Bilinmeyen değişim demektir ve değişimler, tehdit unsurları olabilir.
*Bilinmeyeni öğrenmekten zevk almayı ertelediğinizi söyleyebiliriz, çünkü bu tavır 'olgun davranış' olarak damgalanılır. Böylece bilinenin dışına çıkmaz ve konumunuzu haklı çıkarırsınız. Belki bu tavır 'olgunca' olarak adlandırılabilir, ama aslında nedeni, bilinmeyene karşı duyulan panik ve korkudur.
*Doğru bir iş yaparak kendinizi önemli hissedersiniz. İyi bir çocuk olmuşsunuzdur. Konuya başarı/başarısızlık gözüyle baktığınız sürece, kendinize verdiğiniz değeri performansınızla ölçer ve kendinizi iyi hissedersiniz.

   Sonuç itibariyle, gelişimin varolduğu alan bilinmeyendir, hem uygarlık ve hem de birey için. Bu yüzden bilinmeyeni araştırmaktan vazgeçmeyiniz.

   'Bilgimiz, gizem ve korkunun boşluğunda ilerlerken bir adım önümüzü aydınlatan meşaledir.' GEORGE SANTAYANA

IŞIK VE SEVGİYLE KALIN