5. yüzyılda bir Kelt (İskoç/Gaelic) azizi olan Columba, Iona’da (Batı İskoçya’da bir ada) ısırgan çorbasını çok sevmiş ve bitki bu coğrafyada ünlenmiş. 4 yüzyıl sonra, dünyanın diğer bir ucunda, Tibet’li Yogi Milarepa’nın, yıllarca bir mağarada meditasyon yaptığı sürede ısırgan çayı içtiği ve hatta renginin yeşile döndüğü ifade edilir.
Isırgan otunun yüzyıllardır tedavi amaçlı kullanıldığı bilinmektedir. Kas ve eklem ağrıları, egzema, artirit, gut hastalığı, kansızlık, saman nezlesi, böcek ısırmasına karşı çok faydalıdır. Ayrıca idrar sökücü özelliği bulunmaktadır.
Isırgan otu baharda çiçeklenmeden önce toplanır. Toplama esnasında mutlaka eldiven giymek gerekir. Ispanak, pazı ve karalahanaya alernatif olarak sevdiğiniz tariflerde ısırgan otu kullanabilirsiniz.
Isırgan otunun yaprakları ve dalları demir , potasyum, manganez, kalsiyum iyot, beta-karoten , C vitamini ve B-kompleks bakımından oldukça zengindir. Çağlar boyunca kuzey iklimlerinde canlılık verdiği için kullanılmıştır.
YOGA ve Sağlık adlı dergiden alıntıdır.