Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Beyin, beslenme ve hastalıklar  (Okunma sayısı 2205 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duygupadr

  • Üye
  • *
  • İleti: 132
  • Karma: +0/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Beyin, beslenme ve hastalıklar
« : 21 Ağustos 2007, 19:54:11 »
Beyin çalışması, akıl ve beden çalışmasını sağlar. Beyin-akıl ve beden insan bütünün parçalarıdır. Sürekli etkileşim halindedirler. Hayvanlarda üstün olan beyin ön bölgesi sayesinde insanlar diğer canlılardan farklılaşmıştır. Bu farklılık moderleşme ile birlikte, hayvanlarda görülmeyen hastalıkların insanlarda gelişmesine yol açmıştır. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları, mide ülseri, kanser hastalıkları insana özgüdür. Doğal yaşam şartları içinde yaşayan hayvanlarda görülmeyen bu hastalıklar, insanlar tarafından deneysel olarak yaşam şartları değiştirilen hayvanlarda görülmesi, hastalık nedenlerinin doğal olandan ayrılma ile başladığını ispat etmektedir. Doğa insana, kendisine karşı çıkmasından dolayı verdiği hastalıkların çaresini de vermektedir. Son yıllarda batılı tıp çevrelerinde hakim olmaya başlayan bu görüş, halen uygulanmakta olan modern tıp tedavilerini sorgulamakta, alternatif tedavi yöntemleri üretmektedir. Alternatif töntemlerin adı adaptojenik (uyum sağlayıcı) tedavidir. Amaç, doğal olana geri dönerek bozulan beyin ve beden çalışmasını normalleştirmektir.

Hastalıkların ortak özelliği beynin kontrolündeki vücut çalışma sisteminin bozulmasıdır. Bu sistemin adı HPA yoludur. Bu yol, son yıllarda ortaya çıkan bilimsel verilerle, beyin ön bölgesi tarafından kontrol edildiği bildirilmiştir. Doğal
olmayan besinler ve beyin ön bölge duyarlılığı, HPA yolu çalışmasının bozulmasıyla hastalıkların temel nedenini oluştururlar.

İnsan vücudu, bin yıllar boyunca doğada doğal bulduğu besinlerle gelişmiştir. Özellikle son yüzyıl içinde gelişen rafine gıda ürünleri doğal beslenmeyi bozmuştur. Doğal besinlerin en önemli özelliği, sindirimi için gerekli olan diğer maddeleri de içermesidir. Rafine ürünler bu maddeleri içermez. Örnegin patates kabuğunda, patates sindirimi için gerekli tüm maddeler vardır. Onu kabuğundan ayırıp bir de işleyerek poşetler içinde sunulması sağlıksızdır. 600 yüzyıl önce icat edilen şeker son 200 yıldır giderek artan kullanıma sahiptir.
Oysa binyıllar içinde gelişen insan metabolizması basit şekerlere hazırlıklı değildir ve daha uyum sağlayamamıştır. Sofra şekeri, tüm şekerlemeler ve tatlılar, tatlı-gazlı içecekler, içerdikleri basit şekerlerle hastalıklara davetiye çıkartırlar.

Yüksek kalsiyumlu besinlerle ve sularla beslenme sonucu pek çok hastalık başlamakta ya da şiddetlenmektedir. Besinlerle ortalama kalsiyum alım miktarı Portekiz ve Japonya'da, diğer Avrupa ve ABD'e göre yarı yarıya azdır. Bu nedenle Portekiz ve Japonya'da pek çok hastalık daha az görülmektedir. Örnegin kalp ve beyin damarlarını tıkayan pıhtı (atherom plağı) ya da tıkacın içeriğinde kalsiyum oranı %50'den fazladır. Kolesterol oranı sadece %3'dür. Fazla alınan kalsiyum, göz, beyin, damar, böbrekte birikerek hastalıklara yol açar. İnek sütü buzağı içindir. Doğal olan budur. Yüksek kalsiyum içeriği ile hayvan sütlerinin sağlıklı olduğu söylenebilir mi ?
kalsiyum, göz, beyin, damar, böbrekte birikerek hastalıklara yol açar. İnek sütü buzağı içindir. Doğal olan budur. Yüksek kalsiyum içeriği ile hayvan sütlerinin sağlıklı olduğu söylenebilir mi ?

Kalsiyumun doğal panzehiri magnezyumdur. Besinlerle alınan magnezyum miktarı kalsiyum ile eşit olmalıdır. Hazır satılan pet suların içeriğine bakıldığında, kalsiyum oranının magnezyumdan çok daha fazla olduğu görülmektedir. Diğer doğal olmayan besinlerin çoğu için bu geçerlidir. Su doğal olsa da mutlaka magnezyum ile takviye edilmelidir. Bu dengesizlik sadece suda değildir. Ama alınımı nedeniyle önem arzetmektedir.

Doğal olmayan beslenme dışında beyin ön bölge duyarlılığı hastalıkların diğer nedenini oluşturur. Beyin ön bölgesini sağladığı özellikler; dikkati verme ve sürdürme, sabır, analitik düşünme, planlama, tasarlama, yargılama, tepki kontrolü, hafızanın kontrolü, düzenli olma, kendini kontrol edebilme, sorunları çözme, ayrıntılı düşünme, gelecekle ilgili öngörüde bulunma, hatalardan ders çıkarma, duyguları anlama ve ifade etme, empati kurma, sağduyu.

Dışarıdan gelen uyarılar beyin ön bölgesinden geçerek diğer beyin bölgelerine ulaşır. İç organlardan gelen iç uyarıların son durağı beyin ön bölgesidir. Konuşma, düşünme ya da yürüme gibi herhangi bir konu önce beyin ön bölgesinde başlar. Buradan, diğer beyin bölgelerine konuyla ilgili bilgiler sorulur ve alınır. Bu bilgiler doğrultusunda beyin ön bölgesi karar verir ve uygular. Duygu, düşünce ve davranışların sağlıklı olması için iyi çalışan bir beyin ön bölgesi gerekir. Beyin ön bölgesi talamus aracılığıyla HPA yolunu kontrol eder. Vücudun iyi çalışabilmesi için HPA yoluna doğru emirlerin gönderilmesi gerekir. Bu sağlanmadığı zaman hastalıklar ortaya çıkar.
Beyin ön bölgesini etkileyen faktörler; kalıtım, doğum zorluğu, anne sütü almama ya da yeterli alamamak, ateşli havale, ateşli hastalıklar, aşılar, kafa darbesi, yetiştirilme tarzı ve çevredir. Bu faktörlerle duyarlı hale gelen beyin, yaşanılan streslerle duyarlılığı artarak hem ruhsal hem de bedensel şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açar.

Sağlıklı bir yaşam için iyi çalışan bir beyin ön bölgesi ve doğal beslenme gerekir. Beyin ön bölgesi duyarlı olan ve doğal beslenmeyen insanların ilaçlarla tedavisi de mümkün olmayacaktır.

Her işin başı sağlık, sağlığın başı beyindir.
Sağlıklı günler dilerim.

Dr Güçlü ILDIZ
Nöroloji Uzmanı


__._,_.___
Happiness is when what you think, what you say and what you do are in harmony - Gandhi

Yonca Güler

  • Ziyaretçi
Beyin, beslenme ve hastalıklar
« Yanıtla #1 : 22 Ağustos 2007, 09:12:50 »
Süper bilgiler teşekkürler...

Bende geçenlerde Taylan Kümeli'nin bir kitabında besin alerjileri diye bişey okudum gerçekten ilginçti.Ancak bu alerji sadece bildiğimiz çikolata ya da çilek gibi genel bir alerji çeşitini kapsamıyordu. Burada anlatılar insanların halsiz hissetmelerine neden olan, yorgunluk veren ve uykusuz bırakan alerjilerdi.Kişiler bilmeden gün içerisinde bir çok şey tüketmekte ve farkına varmadan bir çok bedensel rahatsızlıktan şikayet etmekteymiş.Gün içerisinde tüketilen yiyecekleri bir bir yazığ fiziksel durumunuzla kıyaslayın diyordu yazıyla...Mesela o gün kendinizi sağlıksız hissediyorsanız ya da dermansız...Belki geceden uyumuştunuz yeterince ama tüm gün uykusuzluk çektiniz... Yedikleirnizi bir gözden geçirin belki sizin metabolizmanınzın sevmediği bir şeyler tüketiyorsunuz diyordu.Burada sadece hepimizin bildiği çay kahve gibi klasik yasaklardan bahsedilmemiş, kişiden kişiye değişen yiyecek türlerine dikkat çekilmişti...

Çevrimdışı muhterem

  • Üye
  • *
  • İleti: 741
  • Karma: +0/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Beyin, beslenme ve hastalıklar
« Yanıtla #2 : 22 Ağustos 2007, 13:42:27 »
Ben de Güçlü Ildız'ın beyin ön bölge duyarlılığı ile ilgili bir yazısından şunu hatırlıyorum.

Elimde olsaydı Türkiyedeki 21 yaş altı tüm çocuklara kara üzüm çekirdeği ile omega III dağıtırdım.

Kara üzüm çekirdeginin beyin ön bölge duyarlılığını azaltmak gibi bir özelliği oldugunu söyleyen doktorun Beyin ve Diyet adlı bir Makalesi de okunmaya deger..


BEYİN VE DİET

Pilav, ekmek ya da hamur işi gıdaların yendiği öğlen yemeği sonrası bastıran rehavetin nedeni, karbonhidratlı besinlerin insüline hızlı yanıt vermesi ile gelişen kan şekeri azlığıdır. Yakıtını yeterli alamayan beyin “rolanti” konumunda çalışır. Bu durumda kendisine fazla iş verilmesini istemez. Öğleden sonra dikkatinizi vermeniz gereken bir işiniz olduğunda durumunuz zor demektir. Hele birde beyin ön bölgesi (frontal) hassasiyeti olan biri iseniz işiniz gerçekten zor olacaktır.

İnsan kişiliği beynin ön bölgesinin çalışma özellikleriyle belirlenir. Dikkati verme ve sürdürme, sabırlı olma, duygu ve düşünceleri anlatma ve anlama, karar verme, anlık hafıza, sağduyu gibi önemli kişilik ve davranış özellikleri burada belirlenir. Bir çalışma, toplumda her 4 kişiden birinde dikkat eksikliği olduğunu bildiriyor. (Hastalık düzeyinde bu oran %8-20)

Beyin ön bölge hassasiyeti toplumda bu kadar yaygın iken birde yenilen bol karbonhidratlı yemekler bu kişilerde var olan hassasiyeti arttıracak ve dikkat kaybı, karar vermede zorluk gibi yakınmalarla birlikte gelen başarısızlık sonucunda sinirlilik hali ortaya çıkacak, ilişkiler gerilecek ve gün, mutsuzluk ya da aşırı yorgunluk haliyle sonuçlanacaktır.

Sorun, yenilen pilavda değil beyindedir. Anne-babadan gelen genetik özellikler, aile içi yetiştirilme tarzı, beslenme biçimi ve kafa darbeleri beynin ön bölgesinin gelişmesini etkileyen faktörlerdir. Ortalama 18 yaşa kadar gelişimini sürdürür. Bu nedenle 18 yaşından küçükler “delikanlı”dır. Bu nedenle reşit olma yaşı dünyada 18 olarak kabul görür. İyi gelişmiş ön beyin bölgesi mükemmel kişilikle kendini gösterir. Ancak kimse mükemmel değildir. Grinin tonları gibi. Renk ne kadar açık ise o kadar mükemmele yaklaşır. Bizleri birbirimizden ayıran özellikler aslında ton farklılıklarıdır. Yukarıda sayılan nedenler ton farkını belirler. İşte beynin ön bölgesine özel olan ton derecesi karbonhidratlı gıdalarla kararır.

Simit ve çay ile geçiştirilen bir kahvaltı sonrası veriminiz peynir, yumurta, kepekli ekmek, salam, domates, biber, roka ve meyve ile yapılandan daha düşük olacaktır. Nedeni, susamın yağı, simitin hamuru ve çayın şekeri ile tonu kararacak beyin ön bölgesidir. Öğle yemeğinde yenecek sebze ve et ağırlıklı bir mönü öğleden sonrası için dikkatin sağlanması konusunda faydalı olacaktır.

Henüz gelişimini tamamlamamış beynin ön bölgesini poğaça, börek, simit gibi karbonhidratlı gıdalarla besleyen okul kahvaltıları, çocukların ders performansı açısından mutlaka yeniden düzenlenmelidir.

Gri tonun kararması her zaman kötü sonuçlar doğurmaz. Akşam yemeğinde yenilen tabak dolusu mantı gece için rahat bir uyku sağlayacaktır. Burada önemli olan kendi beyin özelliklerimizin farkında olmak ve bu özelliklere uygun öğün-besin dengesini sağlamaktır. Başarı ve mutluluk için bu dengenin kurulması gerekir.
Kendin İçin Birşey Yapmayacaksan ; Kim Yapacak ?
Başkası için bir şey yapmayacaksan ;Varolma'nın Anlamı Ne?
Şimdi Yapmayacaksan ; Ne Zaman ?